29 Ağustos 2011 Pazartesi

şimdi sevişme vakti...

çıplak heykeller yapmalıyım .
çırılçıplak heykeller
nefis rüyalarınız için
ey önümden geçen ak sakallı kasketli ,
yırtık mintanından adaleleri gözüken
dilenci
sana önce
şiirlerin tadını
aşkların tadını
kitaplardan tattırmalıyım
resimlerden duyurmalıyım , resimlerden...

şu oğlan çocuğuna bak
fırça sallıyor
kokmuş manifaturacının ayağına
dörtyüzbin tekliğinden
on kuruş verecek .

seni satsam çocuğum
dörtyüzbin tekliğe .
ne güzel kaşların var
ne güzel bileklerin
hele ne ellerin var , ne ellerin .

söylemeliyim
yok
yok... meydanlarda bağırmalıyım ,
bu küçük
güllerin buram buram tüttüğü
anadolu şehri kahvesinde
kiraz mevsiminin
sevişme vakti olduğunu .

resimler seyrettirmeliyim , şiirler okutturmalıyım
baygınlık getiren şiirler

kiraz mevsimi , kiraz
küfelerle dolu pazar .
zambaklar geçiriyor bir kadın .
bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor
sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
belediye kahvesinde hâlâ o eski , o yalancı
o biçimsiz bizans şarkısı

sana nasıl bulsam nasıl bilsem
nasıl etsem nasıl yapsam da
meydanlarda bağırsam
sokakbaşlarında sazımı çalsam
anlatsam şu kiraz mevsiminin
para kazanmak mevsimi değil
sevişme vakit olduğunu...

bir kere duyursam hele güzelliğini , tadını ,
sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
boş geçirdiğim , bağırmadığım sustuğum günlere
mezarımda bu güzel , uzun kaşlı boyacı çocuğunun
oğlu bir şiir okusa
karacaoğlan'dan
orhan veli'den
yunus'tan , yunus'tan...

''sait faik abasıyanık''
''bütün eserleri 7'' adlı kitaptan

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...