8 Haziran 2011 Çarşamba

verimsizler...

ringo : usta bana yardım et . senden ayrılmak istemiyorum .
(dökümcü ustası ve ringo'nun altındaki sandalye devrilir . dökümcü ustası yerde sürünür . ringo ona sıkıca yapışır)

dökümcü ustası : neden birbiri ardına çocuklarımı elimden alıyorsunuz ? neden beni ; bayatlamış et parçasını almıyorsunuz ? tazminat , işsizlik parası , mağduriyet yardımı ödemenize gerek yok , kendi isteğimle fırına gitmek istiyorum ben . zaten ben çoktan yanmışım . karım beni terk ettiğinde ben de kendiliğinden vazgeçtim tüm terfilerimden . fırının ateşiyle kendi ateşimi boğdum . oğlum beni artık görmek istemediğinde altı hafta kızgın lavlarda yattım . tekrar yukarı çıktım , ve hiç geri dönmedim . hiç düşünmeden yakılacak bir ağaç dalıyım ben . alın beni .
(sessizlik . yalnızca ringo'nun hıçkırıkları duyulur . shakespeare masada duran şişelerden bira içer)

shakespeare : sen yetmezsin dökümcü , fırının iştahı açıldı şimdi . yaktığı her saçla , kendine yapışan her tenle iştahı daha da kabarıyor . şimdi uzun ölüm listelerinin zamanı .

dökümcü ustası : (bağırır) çeneni kapat , köpek herif daha ölmedik .

shakespeare : bağışlayın dökümcü bey , sizler cehennemin hakimisiniz , bense sadece tarih yazarıyım .
(dökümcü ustası odanın uç tarafına gidip , mezelerin üstünde duran beyaz örtüyü kaldırır . sekt , şarap , bira , soda şişeleri , üstlerine çeşitli şeyler sürülmüş ekmekler ortaya çıkar)

garson kız : (bağırır) kenara çekil usta . akşam için hazırlandı bu büfe . sendika temsilcileri ile fabrika yöneticileri arasında bir toplantı var .

dökümcü ustası : (güler) bu mu ? bu etimizin ekmeği , kanımızın şarabı . artık yenmek istemiyoruz . kendi kendimizi yeriz .

''peter turrini''
''verimsizler'' adlı kitaptan

3 Haziran 2011 Cuma

vapur iskelesinde...

- eğer ev tutacaksan ,
suyu içinde olsun
ev sahibi dışında ,
zehir eder insana lokmasını...
sokakta kalmak istersen
kız da yüzüne karşı çek kapıyı
şimdiden hazırdır kiracılar...
- yığın yığın insan taşısın
trenler , boğaziçi vapurları
biz bu pazarı da öldürelim
vapur iskelesinde...
farkında değiliz mevsimin ,
ne yazlık gömlek var arkamızda ,
ne modaya uygun bir ceket ;
papuçlar kıştan kalma ,
üstümüzdekiler geçen yazdan .
- açık kalmasın da sırtımız
giyinmek bizim için değil...
bütün zorumuz boğazdan ,
hasretiz bol sirkeli salataya
henüz girmedi mutfağımızdan içeri
ayşekadın...
dilimiz bağlı geçiyoruz
manavların önünden ,
ne karpuzun turfandası bizim ,
ne üzümün .
- hadi senin başında çoluk çocuk ,
ben kimin için katlanıyorum
basık evlerin küf kokusuna
ve pisliğine bekar odalarının ?

bütün kış ,
sabah uykusunun
ve bir bardak ıhlamurun hasreti çekilir .
bizim gayretimiz getirir de yazı
tadını başkaları çıkarır...
kimin için bırakmışız sıcak yatağı
fabrika düdüklerinden önce ,
bu kör boğaz için mi bütün çilemiz !
- işte ada vapuru kalkıyor ,
dolaş candan bir tanıdık bulabilir misin
dert yanacak ,
çımacıdan , ateşçiden gayrı...
bakır yüzlü kadınların arasında
bizim cibali kızlarını göremezsin .
rastlayamazsın ,
unkapanı köprüsü'nde karşılaştığın ,
göz kapaklarındaki uykuyu ,
avuçlarıyla dağıtan işçilere...
ve sigaranı destursuz yaktığın
defterdarlı arkadaşlara...


''rıfat ılgaz''
''bütün şiirleri'' adlı kitaptan


21 Mayıs 2011 Cumartesi

yalan roman

...
tanrı , boynuna ip geçirilmiş bir halde ''ok corral''e götürülmüş , kendini aklamak için at olmuştu . atlar tanrı'ya inanmadıklarından onu gübrelerine karıştırmışlardı . tanrı utançla kişniyordu . atlar kendilerini savunmak için çifteler atıyorlardı , çünkü mutluluklarının bilincindeydiler .

ara sıra çevremde dil kışkırtmaları algılıyordum , ama kısırlaştırıcı sözcükler hemen işe el koyuyorlardı . alfabe , gramer , söz dağarcığı , söz dizini , uygarlık , dil yanaçları , doğallık , bastırma , hepsi vardı .

haloperidolün hiç tadı yok . hiç fark ettirmeden bir sovyet bozguncusuna yutturulabilirdi . bir ay önce monde'un üçüncü sayfasında çıkmıştı . haloperidol , gerçekliği yatıştıran ve saldırganlığı azaltan bir sanrı doğurucudur . gerçekliğe haloperidol günde üç kez , toplam yüzelli damla verilir .

sayıklayan bir hastaysanız , haloperidolün üzerinizde hiçbir parkinson etkisi olmaz ; kereste gibi kaskatı kesilmezsiniz . gerçekliğe iyice uyum gösteriyorsanız , normalsiniz , damlaların etkisiyle parkinson belirtileri gösterirsiniz . böylece şizofreninin fizyolojik bir nedeni ve kalıtımsal umudu olduğu kanıtlanmıştır .

doktor christianssen'in bana güven vermek için söylediği bu sözleri dinledim . bağırıp çağırdım . ''sizin o haloperidolünüz gericinin dikalası . sağcı . baskıcı . öfkeyi azaltıyor , başkaldırıyı önlüyor , devrimci saldırganlığı engelliyor . düşüngücüne karşı .''

danua kuyruğunu oynattı . koca kafasını dizlerime dayamıştı . ''doğrudur'' diye havladı . ''aralarında bir tek anafranil solcudur . uyarıcıdır , coşku vericidir , öfkelendiricidir , iticidir . haloperidol faşo ; anafranil goşisttir .''

havlamasını sürdürdü , bir yandan da kuyruğunu sallıyordu , çünkü köpekler umutsuz değildir .

...

''emile ajar''
''yalan roman'' adlı kitaptan

22 Ocak 2011 Cumartesi

15 Ocak 2011 Cumartesi

yıldız ibrahimova (balkanatolia)...




albüm için link
rar şifresi(key) : sisedekibaliklar

melodiler...

1- zeybek

2- burası muştur
3- bir su içtim
4- lale li si
5- ay akşamdan ışığdır ve pravo horo
6- dilerim bari hüdadan
7- sen bir bey oğlusun
8- krivo horo
9- beklenen

2 Ocak 2011 Pazar

taka...

takalar geçiyor allı yeşilli
takalar geçiyor dümenleri lâzlı
takalar geçiyor en nazlı
yelkenlilerden de güzel

güvenli sularda işsiz dönenen
gezi yelkenlerinden çok duyarak denizi
takalar geçiyor enginlere
yamalı göğsünü gere gere

takalar geçiyor yükle yürekle
takalar geçiyor emekle dolu
günlük güneşlik kıyılarından kopmuş
denizlerde anadolu

kıyılar kadın olmuş
açılır gider erkeği
takalar takalar toprağın
denizde çarpan yüreği


''bülent ecevit''

birleşin...

çıktı bir gün bir aydın sakalları arasında saklanmış ağzıyla konuştu işçilerle anlattı gerçeği dedi ben memnunum hâlimden ama üzüyor beni s...