7 Temmuz 2013 Pazar

kompradorun destanı...



ben özel sermaye evladıyımdır
babayasa gibi yasam olmalıdır
sam amca denilen herif dayımdır
mangırla dolu kasam olmalı

sığamam her yere göbekliyimdir
çok geniş koltuğum masam olmalı
giden ağam ise gelen beyimdir
gelenden gidenden parsam olmalı

her dine girerim dindarım gayet
denizden aşırtan musa'm olmalı
dar yerde sıkışıp kalırsam şayet
göklere uçurtan isa'm olmalı

sırat köprüsünden geçerken sırtta
elimde de altın asam olmalı
cennet dedikleri o güzel yurtta
birkaç yüzbin dönüm arsam olmalı

çalışan herkesin alınterinden
benim aslan payım hissem olmalı
solcu aydınların aman şerrinden
bankalarda saklı kesem olmalı

ne çıkar yoksa da işleyen kafam
direk gibi sağlam ensem olmalı
sayelerindedir sürdüğüm safam
sömürdüklerim sersem olmalı

işim alıp satmaktır , yüzde bin kârım
satmasam olmalı satsam olmalı
siyaset denilen pazarda varım
namus üzerine borsam olmalı

yüzüme tükürsen yağmurdur derim
utanmamak gibi hassam olmalı
başına edilse uğurdur derim
ancak çıkarlarım tasam olmalı

''aziz nesin''
''azizname'' adlı kitaptan

30 Haziran 2013 Pazar

unutulmayan...

durmadan taşırdım yanımda üç şeyi
iri çakıl tanelerini , çatlamış bir narı
bir öpüşün bıraktığı harlı lekeyi
ipekten
çalınmış
umutlarla taşırdım
ah sevgilim derdim , ölüm
ne kadar çoktu yaşadığımızda

bize hep beyaz mendil 
sallayan
ölüm ki ,
iki kapısında 
haki bir yalnızlık
dikilirdi

ve
hatırlatırdı
bize , güz kuşlarının
uçup gittiği denizleri

bense , yulaf kokan 
dağlı ellerinde 
doloşmak gibi kolaydır
sanırdım yaşamak ve sana kansız 
gökyüzü
getirirdim 
getirebilsem ah ,
avlusunda çocukların 
korkmadan oynadığı
lalelerle 
donanmış simli bir gökyüzü

bir öpüşün bıraktığı harlı lekeyi
çatlamış bir narı , unutmadan .

''behçet aysan''
''düello'' adlı kitaptan

29 Haziran 2013 Cumartesi

seni günlere böldüm...



seni günlere böldüm , seni aylara 
daha yıllara , yüzyıllara böleceğim
ve her zaman söyleyeceğim ki beni anla
böyle eskitilmiş de olsa bu kalbi
minesi çatlamış bir diş gibi durduracağım karşında

şiirler söylenir , şiirler biter 
biz bu sevdayı neresine sakladıktı sen ona bak da 
kahverengi avuçlarına mı gözlerinin 
tam oradan mı kahverengi yağan bir aydınlığa

bütün günler yenileşir her bekleyişte
ve bütün dünler , bütün geçmişler 
kapını açarsın ki bir de , hiç kimseler yok 
çaresiz , benim sana gelişim de hep böyle 

dün akşama doğru turuncu bir bulut geçti
sonra bütün bulutlar hep birden geçti
anılar , anılar , belki hepsi bir kelime 

''edip cansever''
''şairin seyir defteri'' adlı kitaptan

17 Temmuz 2012 Salı

soğuk kış günleri...

...dört çuval patatesleri kalmıştı , bununla kışı geçirebilirlerdi . tek kaygıları yakacaktı . ellerini kumaşlara sararak çalı çırpı topluyorlar , sığınağa taşıyıp yeniden toplamaya gidiyorlardı . bembeyaz karın üstünde iki karınca gidip geliyor , gülünç yükler , çöp parçaları taşıyorlardı... sonra yuvalarına giriyorlar , ateş yakıp ısınıyorlardı . pek konuşmuyorlardı . kat kat örtüler altındaki bedenleri , birbirlerine söyleyeceklerini daha iyi dile getiriyordu .
zaman zaman zosia soruyordu :
-- bunların birgün sona ereceğine inanıyor musun ?
-- bilmiyorum . babam savaşa bağlı olduğunu söylerdi .
-- ne savaşı ?
-- stalingrad savaşı .
-- herkes bu savaştan söz ediyor . wilno'daki almanlar bile .
-- herkes .
-- savaşa hep sürecek mi janek ?
-- gece gündüz .
-- peki savaşı kazandıkları zaman dostlarımız ne yapacaklar ?
-- yeni bir dünya kuracaklar .
-- biz onlara yardım edemeyeceğiz . çok küçüğüz . yazık !
-- önemli olan insanların boyu değil , cesaretidir .
-- bu yeni dünya nasıl olacak ?
-- kinsiz olacak .
-- çok insan öldürmek gerekecek o zaman...
-- ve kin yine yerinde kalacak... eskisinden daha güçlü olacak...
-- o zaman insanlar öldürülmeyecek . bakım görecekler . karınları doyurulacak . başlarını sokacak yerler verilecek . okuma yazma , müzik öğretilecek . iyilik öğretilecek . insanlar kini öğrendiler , iyiliği de öğrenebilirler .
-- kin unutulmaz . o da aşk gibidir .
-- kinin ne olduğunu bilirim . onu almanlar öğrettiler bana . annem babam ölünce , aç susuz kalınca toprak altında yaşayarak öğrendim kini... şimdi bir almanla karşılaştığım zaman bana bir dilim ekmek vermeyeceğini , ateşinin yanında yer göstermeyeceğini , bana vereceği tek şeyin sıkacağı kurşun olduğunu biliyorum . çünkü almanlar herşeyi kurşunlarlar ; insanları kurşunlarlar , umutları kurşunlarlar , güzellikleri kurşunlarlar... seviyi kurşunlarlar... nefret ediyorum onlardan ! 

-- nefret etmemek gerek . çocuklarımız olduğu zaman onlara nefreti değil , sevgiyi öğreteceğiz .
-- nefreti de öğreteceğiz . çirkefliklerden , hırstan , şiddetten ve faşizmden nefret etmelerini öğreteceğiz .

''romain gary''
''polonya'da bir kuş var'' adlı kitaptan

3 Haziran 2012 Pazar

imge dedim adına...

son çocukluk da bitmişti ömrümde
düşlerim belki kış ölüsü belki yaz
kırlara bahar yetmese de içimde
yüreğim nar çatlamasıydı sana kadar
dilimde sözcüklerin çelik direnci
sesimde ölüm rengine inat aşklar

mavilikler yasaklandı gökyüzünde
özgürlüğü kuş kanatlarında bekledim
doğduğum gün adına "imge" dedim

sevdim bütün insanları insan yanlarını
sen de seveceksin
dallarına su yürümüş ağaçlara güleceksin
kar yağsa da yaktığın ateşler üstüne
ateşi yüreğinle körükleyeceksin
kuş sesleri de ertelenebilir güne karşı
çiy de düşebilir anıların üstüne
en güzel ezgileri nehir ağzı denizlerde
hep kendi sesinle türküleyeceksin
hüzün ağaçlarının sevinç açtığını
adının sonsuz anlamında göreceksin

sevdim soluğunu rüzgar kılan insanları
soluğumu soluklarına kattım
bir damla uğruna gökyüzünü omuzladım
bir çocuk ölümleri ağlattı beni
bir de türkülerde kalabalık ihanetler
gülüp geçtim yalan iktidarlar görkemine
aşk adına sesimi sürdüm namlulara
en büyük eylemleri söz eyledim
doğduğun gün adına "imge" dedim

sen elbette sen olacaksın biliyorum
sesinde yirmibirinci yüzyılı dinliyorum 

''adnan yücel''

31 Mayıs 2012 Perşembe

yıldız ibrahimova (back to my love)...



albüm için link
rar şifresi : sisedekibaliklar

melodiler...

01- it don’t mean a thing
02- how long has this been going on
03- god bless the child
04- what game shall we play today
05- black coffee
06- solitude
07- i got it bad and that ain’t good
08- midnight sun
09- night in tunisia
10 - it’s only a paper moon
11 - lullaby of birdland
12 - one note samba
13 -  i loves you porgy
14 - route 66

8 Ocak 2012 Pazar

suç bende değil...

bu düzende kim sarar bu yarayı
pay etmişler deniz ile karayı
gün gelir de istanbul'u sarayı
yere batar ise suç bende değil

eski kılıç dura dura paslanır
doğru kalkan paslandıkça paslanır
soysuz kalkar ankara'ya yaslanır
gelir çatar ise suç bende değil

birgün tutar dedim gölün mayası
ulu dava insanlığın davası
dinli köyün iki dinlisi ağası
sabun satar ise suç bende değil

bize öğüt verir aklı çalıklar
sülaleden yılık oğlu yılıklar
bir gün birleşerek küçük balıklar
vapur yutar ise suç bende değil

mahsuni şerifim halkın gezgini
olmadı dünyada candan bezgini
yapalıdirgelli dallar kuzgunu
katar katar ise suç bende değil

''mahsuni şerif''

birleşin...

çıktı bir gün bir aydın sakalları arasında saklanmış ağzıyla konuştu işçilerle anlattı gerçeği dedi ben memnunum hâlimden ama üzüyor beni s...