5 Haziran 2009 Cuma

zülfü livaneli (janus)...



albüm için link
rar şifresi(key) : sisedekibaliklar


melodiler...

01- janus - two faces of truth
02- children's games
03- iron earth copper sky
04- issyk-kul
05- lament for bosnia

ömer hayyam'dan dört dörtlük...

din ile dinsizliğin arası tek bir soluk;
düş ile gerçeğin arası tek bir soluk.
aldığın her soluğun değerini bil,
bütün yaşam macerası tek bir soluk.

***

aşk bir beladır , tanrı'dan gelme;
ahali neden karşı koyar tanrı emrine?
bize her şeyi yaptıran kendi madem,
kulu sorguya çekmenin alemi ne?

***

neylesem bu benim iç kavgalarımla?
pişmanlığım ; kendime düşmanlığımla?
sen bağışlasan da ben yerim kendimi,
neylesem bu yüzkaram , bu utancımla?

***

kaderin elinde boynum kıldan ince ,
tüysüz kuşa dönerim ecel gelince.
yine de toprağımdan testi yapın siz,
dirilirim , içine şarap dökülünce.


''ömer hayyam''

uydurma...


tanım işçileri yollara çıktı . bir çadır bir baraka .
mavi kafalı arı kuşu ,

''savaş insanların doğasında varmış ,silahlanmayanlar komşularına yem olurlarmış , biz buna inanıyoruz''
dedikten sonra öldürülmüş .
maden ocaklarında ardı ardına gelen ölüm haberleri .
ham madde , ucuz iş ve yeni pazarlar .
kadavra.
''ares'' atina'da kurşuna dizilirken ,
sscb churchill'in doğum gününü kutlar.
tiyatrolar bir bir yıkılır.
seçimler...
işporta...
işportacılık

''korkudan daha yüce , insanı daha çok tanımlayan ve edebi açıdan da , daha yazılası başka bir tepki düşünemiyorum '' .

çocuklar gizlice toplanırlar . usulca konuşurlar . toplantıları biter bitmez o eski ttk binasında buluşmak için ayrılırlar , her biri bütün sokaklara dağılırlar . çocuk kadınlığı tercih eder . ve avon marka ürünleri elinden bir yaşamı alır .
tren kadına benzer...
merdivenler , maden ocaklarında geçen yılları unutturmamacasına dimdik yükselirken
bütün çocukların yüreğini birbirine bağlar .
ilginçler
solcuların , denizdeki balık kadar çok olduğu bir şehir .
balıkçıların , nazım'ı yoldaş belledikleri bir şehir .
kaba bir düş resmi içinde örgütsüz sanatçılar
yaşam zincirleri boğazlarına geçirilmiş madenciler
büyük devlet sendikası gmis
devletin resmi solcuları oda yöneticileri
kötler.
kaçak ocaklar , çocuk işçiler
kısa film şehri
yollar , yoldaşlar .
orman içinde ağacı görmüyorum diyenler
mizahı unutanlar
şantiyeye dönüşen üniversiteler.
tarihe bir parmaklık arkasındaki,
pencereden bakan şairin mahkumiyeti.
''neylersin''li bir türkü fransa'da charles de gaulle'e karşı zıplarken
fransız işçi sınıfı ağzına geleni söyler.
uzaktan öpüşenlerin diyarı . bir parça demir , bir parça soğuk duvar , bir parça yaşam...

''kavaklar pamuklandımıydı, kiraz gelir ardından''
''bir kişi bile değilim yalnızlıktan''
''haçları bebek yapıp , tanrı'ya ihtiyaç duymayan çocuklar''

önce bir gazeteye sarılan sıcak ekmek alıp çayı
ocağa koyduktan sonra , sabahın ilk haberlerini küçük pilli radyodan dinlerken ,
senin içerde sımsıcak uyuyor oluşun içimdeki coşkuyu artırıyor.
neredesin , neredesin . çingenelerin pamuk toplayıp tahtalar üzerinde büyüyen çocukları .
bacası tütmemiş , yani ocağı sönmüş akşamlar ...
yaşamayı yazmak. yağmurun hızla yağışını...
senaryosu çalınmış bir yönetmen , polis karakolunda yeni bir senaryo yazar .yağmurda ıslanan korkuları , bir gecekondu mahallesinde korumaya çalışır . korkuları , çoban ateşinin boşvermişliğinde ısıtıp , uzak köy türkülerinden şarapları devirdik.küçük bir mektup denizi getirmiş sokaklara . deniz , sokağa çıkar olmuş , o sokaktaki gözü dönmüş fırıncının odununa bulaşan , sonra sıcak bir ekmek için kapıda bekleyen çomar .
karda , kars'ta bir ekmek kasasının içinde ısınmaya çalışan kadından bir köpek...

bisiklet... itirafsızlık...
cildini henüz basılmamış bir romanın cildi olsun diye yazarlar sendikasına bağışlayanlar .
peripatos gezinenler.
darbeciler korunuyor.
derin devlet,
ortadoğu.
rutubetli bir evde baharı beklemek
siyasi suç ve siyasi mahkum kavramları yarine terör suçu gibi kavramlar getirildi. yanan kocaman lastikler çingenelerin birleşmesi için bir çağrı niteliğinde . çocuklar çamurlar içinde insanlığın doğuşunu oynuyorlardı. kaplumbağaların uçtuğu , atların sarhoş olduğu , büyük adamın küçük aşklar yaşadığı , güneşe yolculukların düzenlendiği , yolun yol olduğu , kadınların yüreklerinin yaralandığı akşam vapurlarının sahlepsiz rüzgarları...

''serbest piyasa allah birdir kadar birdir''


''şişedeki balıklar''

4 Haziran 2009 Perşembe

kadıköy'de bir akşamüstü...







fotoğraflar : ''proleter balık''

gözlerin...

gözlerin gözlerin gözlerin,
ister hapisaneme, ister hastaneme gel,
gözlerin gözlerin gözlerin hep güneşte,
şu mayıs ayı sonlarında öyledir işte
antalya tarafında ekinler seher vakti.

gözlerin gözlerin gözlerin,
kaç defa karşımda ağladılar
çırılçıplak kaldı gözlerin
altı aylık çocuk gözleri gibi kocaman ve çırılçıplak,
fakat bir gün bile güneşsiz kalmadılar.

gözlerin gözlerin gözlerin,
gözlerin bir mahmurlaşmayagörsün
sevinçli bahtiyar
alabildiğine akıllı ve mükemmel
dillere destan bir şeyler olur dünyaya sevdası insanın.

gözlerin gözlerin gözlerin,
sonbaharda öyledir işte kestanelikleri bursa'nın
ve yaz yağmurundan sonra yapraklar
ve her mevsim ve her saat istanbul.

gözlerin gözlerin gözlerin,
gün gelecek gülüm, gün gelecek,
kardeş insanlar birbirine
senin gözlerinle bakacaklar gülüm,
senin gözlerinle bakacaklar.


''nâzım hikmet ran''

13 tzameti (2005)...


gürcü bir ailenin çocuğu olan sébastien , çatı tamiri yaparak para kazanmaktadır . en son çalıştığı evin sahibi jean-françois'a bir mektup beklemektedir . mektup en nihayetinde gelir ama jean-françois hayatındaki son nefesini son banyosunda verir. işin sonunda büyük paraların döndüğüne kulak misafiri olan sébastien , ev sahibinin ölümünden sonra hakkettiği parayı da alamayınca ; içinde bir tren bileti olan mektubu alarak oradan uzaklaşır. giderken bildiği tek şey çok para kazanacağıdır. hem kendine hem de yoksul olan ailesine bir şeyler sunabilmek için bu belirsizliğin içine atar kendini . filmin ilk yarım saatinde biraz sıkılabilirsiniz ama daha sonra gelişen olaylar ve insan hayatını bu kadar ucuzlaştıran bir burjuva ahlâkıyla dehşet içinde karşı karşıya kalacaksınız . hem izleyenleri hem de sébastien'ı sıkıntılı anlar beklemektedir . tabiki bu bölümü anlatmak pek hoş olmayacağı için geri kalanını sizlere bırakıyorum .konusu oldukça etkileyici olan bu filmde ampulün eşliğinde hiç de insancıl olmasa da insanlarla oynanan bir oyun izleyeceksiniz.

sunu : ''proleter balık''




birleşin...

çıktı bir gün bir aydın sakalları arasında saklanmış ağzıyla konuştu işçilerle anlattı gerçeği dedi ben memnunum hâlimden ama üzüyor beni s...