22 Ağustos 2010 Pazar

inadına...

hüzün , kaçan kuşların bıraktığı tek mirastı
tekelimize aldık
mutluluğu girdaplara bırakıp kaçtık okyanuslardan
hayata bir gün gözüyle ihanet ettik ,
karşı koyamadığımız ihtiraslarımızdan
soluk alış verişlerimizi sabit tutup inadına sevda dedik
anlamını bilmediğimiz haykırışların ,
en son darbesi indi yüreğimize
vazgeçemedik
sorgulamak en içten pazarlıklı his hâlini aldı
sesimizi çıkarmadık
tekelimize aldık
bekledik bekledik ve yine bekledik
bir ölünün son nefesindeki oksijen kadardı değerimiz
inanmadık
sonu gelmez çocuk oyunlarında ,
hile yapanlarla susadık aşka
hınçla doldu yüreğimiz
sol yumruk nidalarında kaldı son şansımız
77 panzerleri girdi araya
umut dedik isyanda ,
güneş dedik kefenlenen her bir bedende
kandırdık kendimizi yıllarca
ve aşk oldu sonumuz hayatın derin sularında
yıldızların kalabalığında
ulaşılmaz gezegenlerden kurtardık kendimizi
aşk kaldı toprağın derinlerinden filizlenip gelen ,
dur diyemedik
şüpheler ve anlam kargaşalarında
hep suladık filizlenen görkemi
aldatıldık
sevdik
rüzgâra teslim ettik gökülen saçlarımızı
umut aşkın tepe noktasıdır dedik
yalanladık kendimizi
sevda şarkılarına anılma kattık
bulamadığımız kavramların yerine
bir dakika bekledik
on dakika , yirmi dakika , bir saat
saatlerce bekledik nihai hedef uğruna
hüsrana uğradığımızı çok sonra farkettik
utandık , yaptığımız yanlışların kompozisyonunu okuyunca
geri dönemedik hata paylarının büyüklüğünden
son şans dedik
gözümüz açıldığında ,
koca bir insan topluluğu tarafından aşağılandık
kesildik , idam edildik
haketmedik çoğu kez
hayatı bir solukta yaşasak da ,
geride bıraktığımız tek doğruydu aslında
sevdik ve söyledik


''nanal''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...