19 Ekim 2009 Pazartesi

hayatı ıskalama lüksün yok senin...

bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan
ve buna rağmen halâ yalnızsan , için rahat olsun .

giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur
ve yaptıkların onun dudağında
hafif bir gülümseme yaratmaktan başka
hiçbir işe yaramayacaktır .


sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır .
hani ağzınla kuş tutsan
''bu kuşun kanadı neden beyaz değil ?''
diye
bir soruyla bile karsılaşabilirsin .
iki ucu keskin bıçaktır bu işin .

yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman .
bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur .
iyi hâlin cezanda indirim sağlamaz .
sen , ''ama senin için şunu yaptım'' derken ;
o , ''şunu yapmadın'' diye cevap verecektir .

ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır .
üzülme , sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın .

özledin , içtin , ağladın , güldün ,
şarkılar söyledin , düşündün , şiirler yazdın .

''peki o ne yaptı ?'' deme .
herkes kendinden sorumludur aşkta .
sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu .

bir insan eksik yaşıyorsa , ve bu eksikliği bildiği hâlde tamamlamak için uğraşmıyorsa ,
sen ne yapabilirsin ki onun için ?

hayatı ıskalama lüksün yok senin .
onun varsa , bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın .
her zamanki gibi yaşayacaksın sen .
''acılara tutunarak'' yaşamayı öğreneli çok oldu .
hem ne olmuş yani , yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil .
sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki...

yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir .
yürek sesi ne bilmeyenler ,
ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma ;

yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte .

sen yeter ki koru yüreğini
ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu .

elbet bitecek güneşe hasret günler .

ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil ,
güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...


''nazım hikmet ran''

18 Ekim 2009 Pazar

zindanı taştan oyarlar...

sılanın ufak tefek yolları
ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
tepeden tırnağa şiir gülleri
yiğidim aslanım aman burda yatıyor

bugün efkarlıyım açmasın güller
yiğidimden kötü haber verirler
demirden döşeği taştan sedirler
yatak diken diken yastık batıyor
yiğidim aslanım aman burda yatıyor

bir şubat gecesi tutuldu dilin
silaha bıçağa varmadı elin
ne ana ne baba ne kız ne gelin
yiğidim aslanım aman burda yatıyor

ne bir haram yedin ne cana kıydın
ekmek kadar temiz su gibi aydın
hiçkimse duymadan hükümler gidin
yiğidim aslanım aman burda yatıyor
döşek melil mahzun yastık batıyor

mezar arasında harman olur mu
onüç yıl hapiste derman kalır mı
azrail aç susuz canın alır mı
yiğidim aslanım aman burda yatıyor
döşek melil mahzun yastık batıyor

zindanı taştan oyarlar
içine bir yiğit koyarlar
sağa döner böğrü taşa gelir
sola döner çırçıplak demir
çeliğin hası da yiğidim aman böyle bilenir
döşek melil mahzun yastık batıyor
yiğidim aslanım aman burda yatıyor



''bedri rahmi eyüboğlu''
''karadaut'' adlı kitaptan

amores perros (2000)...

müthiş bir kovalamacayla başlayan film , birbirinden habersiz ve kopuk yaşayan ama hayatları bir şekilde kesişen insanların yaşantılarından bir kesit sunuyor . yönetmenin , insanı filme müptela eden zaman ve mekan kurgulaması oldukça hoş . ana konu olarak parçalanan ve mazide kalan aşklar ön plana çıksa da , köpeklerin de filmde etkin bir rolü var . özellikle octavio'nun , köpeğiyle birlikte dövüşlere katılıp para kazanması ve bu parayı susana için biriktirmesi siyah köpek ''cofi''yi de bize tanıtıyor . ve ayrıca politik olaylarından dolayı 20 yıl hapis yatan el chivo'nun da hayattaki tek dostları onlardır , tabi kalbindeki çocuk özlemini saymazsak . kısacası , birbirlerinden pek haberdar olmayan insanların , hayatlarını bir noktada kesiştiren mükemmel kurgusuyla izlenmesi gereken önemli yapıtlardan biri...


sunu : ''proleter balık''



daphné (l'émeraude)...




albüm için link

rar şifresi : sisedekibaliklar


melodiler...

01- un homme sous influence
02- ton coeur
03- l'insoumise
04- théo soleil
05- l'ile voisine
06- le réveil
07- anna
08- iI viago
09- la danse au loup
10- trafalgar square
11- la nuit des fous
12- sagamore

belki de...

doğum gününde sana mektup yazacaktım
olmadı be kızıl saçlım
saçlarına özgürlüğü resmetsem
komünist diye yakalanırdım .
belki de farklı coğrafyadaydın
gemiye biniyordun kızıl saçlarını rüzgara taratarak
belki de sevgilinle şarap içiyordun mardin'de
saçların düşüyordu kızıl şaraba
içinden hayal kuruyordun belki de :
bir çocuk bir de araba .
belki de mersin'deydin
sahilde , akdeniz'in tuzlu sularıyla yıkanıyordun
güneşi kuzeyde bırakıp ;
belki de mülteci kuşlarla güneye uçuyordun .
bilmem hangi tarihten kalma ,
bir saat buldun , durmuş
onyedi otuz'u gösteriyor
belki de sen o saatsin
ve zonguldak otobüs terminalinde otobüs bekliyorsun .
belki de kadıköy'desin , moda'da
eski bir arkadaşınla buluşmuşsun
belki de yağmur yağıyor
sırılsıklam olmuş üşümüşsün .
doğum günün geçeli çok oldu
ben mektup yazmaktayım masamda
yani o eski bodrumda
adresini bilmiyorum beni bağışla
balıklardan ricaettim seni bulacaklar
biliyorsun ki kızıl saçlım ;
balıkların ulusu yok
ulussuz bir dünya bizi kavuşturacak



"beta"

birleşin...

çıktı bir gün bir aydın sakalları arasında saklanmış ağzıyla konuştu işçilerle anlattı gerçeği dedi ben memnunum hâlimden ama üzüyor beni s...