20 Haziran 2010 Pazar

günlüğümden dip not...

kazandığı üniversiteye yolcu edilen bir öğrenci ; kalabalık bir uğurlama ordusuyla şehirlerarası otobüs terminaline gelir . kafasında canlandırdığı o erişilmesi zor olan bilim yuvasına girebilmenin zafer sevinciyle ailesiyle kucaklaşıp uçarcasına otobüse biner . grup akşam vakti kızıllığında büyüdüğü şehirden el sallayarak ayrılır . dağlar , tepeler resim karesinden bir bir ayrılırken , içindeki heyecan da o denli artmaktadır .

sabaha karşı gideceği şehre varır . kalabalık bir uğurlama alayı ile ayrıldığı şehirlerarası otobüs terminalinin bir benzerinde yalnızdır artık . buruk bir sevinçle birlikte üniversite heyecanı birbirine karışır . üzülsün mü sevinsin mi bilemez .

konaklama sorununu çözmek için k.y.k. öğrenci yurduna gider ve herhangi bir görevlinin gelmesini bekler . uzun bir bekleyişin ardından görevli biri gelir . gelen memura , korkuyla durumunu anlatır . yurtta kalmak istediğini söyler . sabahın köründe başına iş açılan memur beklenmedik tepkiler verir . haftasonu yurtta kalmasına imkân olmadığını , ancak iki gün sonra yurtta kalabileceğini yarı hakaretlerle söyler .

ne yapacağını bilmeyen öğrenci kahvaltı yapmak için kantine gider . olay baştan koptu ya , aksilikler devam eder . hiç düşünmeden bir masaya oturur ama kendinden sonra gelen öğrencilerin tehditkâr bakışlarından rahatsız olur . durumu anlamaya çalışırken tepesinde bir öğrenci belirir . ''birader sen kimsin'' sesiyle irkilir .

mecburen bu öğrenci bozmasına da durumu sil baştan anlatır . öğrenci bozması , masanın kendilerine ait olduğunu ve başkasının oturamayacağını anlatır . öğrenci , aydınlatıldığı için teşekkür edip bir başka masaya gider .

fazla zaman geçmeden başka bir öğrenci belirir yanında . bu diğerlerine göre daha insancıldır . yeni gelen öğrenci dostluktan , insanlıktan bahseder . bizimki umutlanarak durumunu bu kişiye de anlatır ve kalacak yer aradığını söyler . o da kendi evlerinde kalabileceğini belirtir . kalacak yer sorununun çözüldüğünü düşünen öğrenci yeni tanıştığı arkadaşıyla kalacağı evin yolunu tutar . eve vardığında yıkılır , çünkü kalacağı evin katı kuralları vardır . bu evde kalırsa o âşık olduğu , kendini aydınlatan kitaplarından vazgeçmek zorunda kalacaktır . fikirlerini değiştirip onlara uyması istenir .

olaylara dayanamayan öğrenci yorgun düşer . bilim için geldiği üniversite , ona ortaçağ avrupa'sını hatırlatır . bütün hayalleri altüst olmuş . gitmekle kalmak arasında gider gelir düşünceleri...

sonra bir paket sigara alıp geldiği yolun kenarına giderek bir sigara yakar ve giden arabalara üzgün üzgün bakar .


''beta''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...