17 Mayıs 2010 Pazartesi

dilekçe...

o şarkıları hep birlikte söylememiş miydik ? mutlu olmak varken diye geceleri , geceler dayandıkça kapımıza birlikte omuzlamamış mıydık dünyanın yükünü ? hatırladınız ; hatırladınız ya . geceleri başımız sıkışsa , bir diğerimizin değil miydi çalınan kapı ?

ne diyordu edip cansever :

''ne gelir elimizden , insan olmaktan başka''

ölmemek , delirmemek için bir başka insana koşmuyor muydu sait faik ; vapurun içinden . yanlış mı hatırlıyoruz yani biz ? içerken , körkütük sarhoşken , bir başka insana yazılan aşk şarkıları ağlatmıyor muydu hepimizi ? kimi zaman değil miydi üzüldüğümüz ; suya düştüğünden , kanatları birbirine yapışıp uçamayan sinek . hiç burkulmamış mıydı yüreğimiz televizyonda ya da radyoda duğduğumuz , hiç tanımadığımız günlerce uzaktaki insanların acılarına . yapmayın arkadaşlar . değil miydik çokça zaman önce aynı mahallede aynı masalları anlatan . yapmayın , gün gibi hatırlıyoruz işte . hepimizin yok muydu öyle akşamları sahi ?

''kapıdan girince anasına sarıldığı . çocuklara karamela ve çekirdek getirdiği''

peki , neden şu güzel günlerinde dünyanın , boğazlamaktasınız bizleri ? neden acaba gencecik insanların yüreğini yedirmektesiniz aç akbabalara ? yapmayın bayanlar baylar ; yapmayın . ''ölmek daha kolaydır sevmekten , yaşamaya katlanmam'' derken aragon , anlatmıyor muydu insanın direnerek bu günlere geldiğini ?

ölmeyi değil sevmeyi tercih etmişti insanlar . öyle olmasaydı kalır mıydık bu güne kadar ? ''dökülen ter . dökülen gözyaşı . dökülen kan bunca yitik ülkü üzerine'' değil miydi ? sınırların karşımıza çıkamayacağı bir dünya mümkün değil midir halâ bu sonsuz ovalarında dünyanın . kimsenin kimseden daha çok karnının doymadığı bir evren kuramaz mıyız halâ bunca meyvesine rağmen ağaçların ?...

''çiçekleri yemeyin !'' ne olur yemeyin artık çiçekleri .


''şişedeki balıklar''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...