25 Temmuz 2010 Pazar

elli bir...

pencere pervazlarından içeriye
garip bir plazma sızmaya başladı
bir tür kan bu
sanırım dışarısı kanıyor
belirsiz bir bilim dalında mahsur kaldık
kullandığımız kelimelerin anlamlarını
birbirleriyle yer değiştirmişler dışarıda
harcanan imler ,
artık işleyecekleri suçları
küçük birer masumiyetmiş gibi gösterebilirler
kim bilir ,
şimdi ''aşk'' ne anlama geliyor
ya da daha da ürkütücüsü ,
hangi kelime ''aşk''a karşılık , dillerde ?

bu korkunç boşluğu
biz mi yarattık dışarı çıkmayıp hep reddederek
ya da biz mi başlatmıştık bu dönüşümü ?
bilmediğimi söyleyemem
ama galiba hatırlamıyorum
şu an yazdığım metnin
dışarıda bambaşka bir anlam çıkartılarak
okunacağının farkında olmak beni her ne kadar delirtse de ,
yine de bilinçsizce
hatta pervasızca kaleme alınan
farklı bir bildirinin parçası oluvermek ,
heyecanlandırıcı !

niyetim bu sesi duymaktı .


''küçük iskender''
''cangüncem'' adlı kitaptan


Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...