''balık ekmek balığı'' etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
''balık ekmek balığı'' etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2010 Perşembe

yaz...

biz yazmayı severiz
meselâ okul defterine
ders notu değil hayâlerimizi ,
platonik şahısları
hiçbir şey bulamazsak adımızı
binlerce kere
biz yazmayı severiz
meselâ duvara
haksızlık ve adaletsizlik romanından özet
ya da özneleri ve dolaylı tümleçleri farklı ;
eylemleri aynı olan aşk cümlesi
biz yazmayı severiz
meselâ tuvalete
bastırılmış duygularımızı
sevmediğimiz olgulara küfür ;
yani kısacası
biz yazmayı severiz
ama okumayı değil...


gözlerini anlatması ve anlaması zor
hani yeni dağılmış ilkokulun
eve koşan çocukların gözlerine benzer
işte o gözlere ilk kez bakmak
kürt çocuğun denizle tanışmasıdır


''balık ekmek balığı''

14 Nisan 2010 Çarşamba

son...

ölüyorum sakince
katilim bizzat kendim
hergün bir parçamı kopartıyorum
kanamıyor hiçbir yerim
içim kan ağlayarak ağıtlar yakıyor
günlük yaşıyorum ;
küçük naylon poşetlere sığacak kadar günlük
basit , berbat ama paralı ve yaralı
uyuyorum afet-i devran bir hatunun kucağında
ellerinde şifa dudaklarında sihir
öptükçe uyuşturuyor yarım aklımı
ve veda ediyorum tüm güzelliklere


''balık ekmek balığı''

21 Aralık 2009 Pazartesi

gizli özne...

iki kelimeyi söyleyecek cesaretim yok
aslında çok basit ki ;
seni seviyorum demek
bir dolaylı tümleci bir de fiili var
öznesi gizli ve korkuyor
belki de onun da beni sevmesinden
ama
bir arkadaş gibi
kışın yağan ilk kar gibi
beklenen bir tatil gibi
kardeş gibi ,
indirime girmiş kırmızı mont gibi
bir yudum boğazkesen gibi
gençliğin tutarsız tutkusu gibi
beğenilip de okunan ;
sonra da kitaplığın arka tarafında unutulmuş kitap gibi
aslında seni sevmiyor sen gibi , yâr gibi
hepsi yaralar ;
sonuncusu öldürür beni .


''balık ekmek balığı''

14 Kasım 2009 Cumartesi

bir türkü var...

bir türkü var
hem aklımda hem dilimin ucunda
sözlerinin çok azını biliyorum
gerisini uyduruyorum
ve içimden söylüyorum
bağıra bağıra

sözleri hiçbir dünya diline ait değil
ama anlıyorum
bana ana dilim kadar yakın

türküde bir adam
otobanın kenarında
mazot kokulu çimenlerin yanında
beli biraz kambur
gözünde yalnızlık

türküde bir kadın
bütün masumiyeti alınmış
önünde bir kadeh içki
karşısında üç beş çıkarcı pezevenk

o türküden uzaklaşmak için
bir iki günlük kaçamaktayım
uzanmışım sarı sahile
kulağıma çalındı yine o türkü
çıplak vücutların arasında
basma etekli başörtülü bir teyze
kocası serinlesin diye o orada terliyor
o türküyü mırıldanıyor başı öne eğik

o türküyü unutmak için
tahtakurulu bir meyhanedeyim
arkada , hayatından hürriyetinden ;
işinden emekli bir masa
masada bir adam
iki kelâmı doğru söyleyemeyecek kadar ;
mezeye dadanmış
tahtakurularını inlete inlete o türküyü söylüyor
hiç sekmeden
ve adam türküyü bitiriyor
bende perdeler kapanıyor .


''balık ekmek balığı''

10 Ağustos 2009 Pazartesi

beklemeli hayat...

bekle
gözlerinde baharı
yalnız senin gördüğün
kızıl saçlıyı
gelmeyeceğini bile bile

bekle
geceleri şarapçıların ve
müptezelerin mekânı olan parkta
sabah ayazından kurumuş ellerini
ve dudağını
canlandırılacak canlıyı

bekle
aptalca da olsa
beyaz atlını

bekle
çocuğunun boyuna gelmesini
bekle tekrar çocuk olup
yanına dönmesini

bekle
gözyaşından ıslanmış
küf kokan
yeşil bir koltuğun üzerinde
ölümü

bekle
beklemek umudun kapısıdır



''balık ekmek balığı''

birleşin...

çıktı bir gün bir aydın sakalları arasında saklanmış ağzıyla konuştu işçilerle anlattı gerçeği dedi ben memnunum hâlimden ama üzüyor beni s...