''küpeli balık'' etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
''küpeli balık'' etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2009 Pazartesi

cesaret...

dünyaya gözlerimizi açışımızla başlıyor , hayat içindeki rolümüz. daha bebekken hayatın bize sunduğu film içerisindeki en güzel rolümüz her şeyi korkusuzca tanımak, her şeye cesaretle yaklaşmak.
öyle ki kibritle oynadığımız oyunların bize acı verdiğini, sobayı uzaktan izlerken ısıttığını; yaklaşınca, dokununca da canımızı acıttığını, yaktığını hissediyoruz.
düşünmek ile suskunluk arasındaki orta nokta da bazen o filmden kopuyor ve gerçek hayatın rolüne sığınıyoruz.
ertelediğimiz işleri toparlamaya ve geleceğe yönelik planlar yapmaya, sosyal etkinlikleri yetiştirmeye başlıyoruz .
sonrasında krediler, faturalar, sınavlar...
çocukluğumuzun en büyük hayaline, hep istediğimiz o kocaman adam olma , büyük insan olma, başarılı iş kadını olma moduna erişmiştik artık.
büyüdük işte, ama sadece fiziksel olarak değil, taşıdığımız sorumluluklarla, yüklendiğimiz onlarca iş ile... gözlerimizde bilindik yorgunluk izleriyle ve zihnimizde aynı kanıksamalarla dalıyoruz uykuya...
alışıyorduk artık , hayatın bu çemberine takılarak sürüklenmeye!.. dünya böyle işte, öğlen yemekleri, salata tabağına uzanışımız, yemekten sonra sigara ve çay eşliğinde arkadaşlarla yapılan tatlı dedikodular, dünyada olan biten haberlerin tekrarı, bu haberlerin borsayı, enflasyonu etkileyişi...
yaşamın inişli çıkışlı, pek de adil olmayan küçük şeylerin düzeninde büyük işler yapmaya didinirken yarınlara korkusuzca, huzurla nefes alıp vermeniz, yeni bir sabaha umutla uyanabilmeniz mucizesi uzak değil. cesaretinizin tükendiğini hissettiğiniz anlarda göremeyeceğiniz gerçek çok uzaklarda değil hâlbuki.
büyüdükte neden bu kadar korkar olduk yaşamdan,
oysa daha bebekken, bilmediğimiz gerçeklere ne kadar da cesur davranırdık.
aslında bizi değiştiren bizdik yine...
hayatın yüklediği sorunlar yerine daima içinizdeki gerçek ''ben'' ile kalmanız dileğiyle...


''küpeli balık''

3 Mayıs 2009 Pazar

ufak bir mektup...

selam ,
sayende ,şiddet eğilimli ama sorgulayan bir sürecin sonunda karanlığa uyandım , teşekkürler .. hayatı mistik pencereden tanımlamaya çalışan softaların ve dogmaların esaretindeki kişiliklerin arasında her gün boğuluyorum ve sizleri özlüyorum ..tek eğlencem , pencerelerinin önüne perde çekip , avuntuları elinden alınmış bir çocuk gibi tövbe diyerek ağlayışlarına gülmek ama paranoyak bir hakimiyetin yıllardan beri süregelen cahilleştirme kampanyasının ürünü olduklarını düşündüğümden , bu şartlandırılmış suni akıllara kızıyorum ...aman bee ! derdim çok büyük benim .

arkadaşımla konuştum ; yaz tatilinde , belki de şubat tatilinde samsun'un birkaç haneli bir köyünde 15 gün kadar dinlenmeyi düşünüyorum . arkadaşımın anlattığına göre köy , senin , pamuklu eşofmanlarla yazmayı düşlediğin kitaplar için çok uygun bir yer ..tam da istediğin gibi ahşap bir dağ evi bulabilirsin , karadeniz'in bu ufak , şirin ve bir o kadar da yalnız köyünde ..ufak gölün kenarında , ahşap dağ evinin yanan ocağının başında yazabilirsin yaşamı , arzuyu ve yalnızlığı ..

''küpeli balık''

birleşin...

çıktı bir gün bir aydın sakalları arasında saklanmış ağzıyla konuştu işçilerle anlattı gerçeği dedi ben memnunum hâlimden ama üzüyor beni s...