''uçan kaçan balık'' etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
''uçan kaçan balık'' etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2009 Perşembe

kara(ya) sarılmış sevdalar...

zonguldak'ta bir deniz feneri . kara , denizle sonsuza dek komşu . bu kara denizin mi ona daha çok ihtiyacı var ; yoksa kendini bu kara denize sevgili saymış deniz fenerinin mi ?
gündüzleri deniz feneri isyanda . çünkü yanıbaşındaki biricik sevgilisi gözlerinin önünde , güneşle ihtirasla sevişmekte . hep gece olsun ister , sevgilisi ona kalsın ; yalnız onda bulsun gecedeki renginin güzelliğini... deniz feneri , küçücüktür denize göre ama güneşin aşkından daha büyüktür kara denize olan aşkı...
geceleri ise deniz feneri , mutluluklar peşindedir , gecenin esrarengiz sessizliğinde . her ışık turunda çıldırır deniz feneri zevkten , adeta dans eder ; kara denizin en uzak noktalarına uzanarak . daha gerçektir deniz feneri gece , sadece o ve kara deniz vardır , sınırlı görüş gizliliğinde...
gündüzleri deniz feneri koca bir hiçtir , bütün aldatmalara şahit olarak . güneş ise gece olunca bu hissi göremez . gece , deniz fenerinin aşkı kara denizle olan dansına şahitlik edemez güneş...
gün bitiminde ve başlangıcında teslim ederler sevgili kara denizlerini birbirlerine , deniz feneri ve güneş .
güneşin kara denizle arasına giren bir engel vardır kimi zaman , bu bir işkencedir güneşi küçülten . bulutlardır bu hain ; gündüz aşkında güneşe kara denizi göstermeyen . güneş ise tüm gücüyle savaşır kara denize ulaşmak için . o kadar yaklaşır ki bulutlara ; bulutlar yoğunlaşır...yoğunlaşır ve gökyüzü ağlamaya başlar , kara deniz hasretinden , hesapsızca titrer...
kara deniz bütün damlaları özlemle kucaklar , her damla onu güneşine daha çok yaklaştırmaktadır . gökyüzü ağlar... ağlar , ta ki son damlası bitene kadar . kara deniz damlalarla büyür... büyür ; büyüklüğüne daha da hacim katarak aşkının sevgi damlalarıyla... bilmezdi kara deniz , her yağmurda sevgisini ona iletmeye çalışan bir güneşin olduğunu . her yağmur yağdığında , kara deniz kızar güneşine ; gündüz onu terk ettiğini düşünür , hırçınlaşır , dalgalanır , öfkesinden bilemez , güneşin ona ulaşmak için savaştığını...
intikamını deniz fenerinden alır kara deniz . ona , neden gündüzleri sevgilisi olmadığını sorar , kızgın bir biçimde kamçılayarak defalarca deniz fenerini... dalgalarını büyütür ; cevap alamayınca deniz fenerinden... deniz feneri onu teselli edemez , çünkü o sadece gece vardır . gerçek gecededir onun için . ağlayamaz deniz feneri , ağlamayı deliler gibi istese de , gözyaşları yoktur... ulaşmak istese de ulaşamaz gündüz vakti sevgilisine . çaresizdir deniz feneri , sadece bir dilek geçirir içinden ; rüzgâra yalvarır ''bulutları götür buralardan'' diye... güneşin çıkmasını , sevgilisine sevgi dolu ışıklarını göstermesini ister...
kara denizin mutluluğunu ister hesapsızca . çünkü tek mutluluğu budur deniz fenerinin... ağlayamaz , gündüz ona ulaşamaz , anlatamaz hislerini kara denize . her denizin sahilinde bir deniz feneri vardır . her gece deniz fenerleri ,gemilere , denizlere olan aşkını haykırırlar ; ümitsizce , yarınlarını hiç düşlemeden .. ve her gece hikayelerini anlatmak için , gemileri beklerler sessizce...


''uçan kaçan balık''

''sen , uzakta yanan deniz feneri
sesimi duyuyor musun ?
bana el salla deniz feneri
hadi el salla !''


29 Nisan 2009 Çarşamba

bir hışırtı...

aslında denizler mavidir bilir misin , ya da biraz da yeşil...griye bulanmış sulara , siyaha bulaşmış derinliklere deniz demeye dilim varmıyor benim . geldiğim yer suyun öteki yakası . kanım ayak uyduramıyor kasvetine anadolunun .hüzün kokusu alıyorum buram buram ,dağlarda uçuşan martılardan . düşlerimdeki bembeyaz martılar ; dünya barışının beyaz güvercinlerine inat ,huzurla yüzerlerdi bir zamanlar , maviliğinde içimin denizlerinin...artık içimi temelli terkettiklerini keşfetmiş bulunuyorum . zaten çoktan ,resimlerden çıkartılıp atıldı bulutların kenarına iliştirilen martı silüetleri . şimdi tuvallerden siyah kargalar sarkıyor salkım saçak . sebebini merak ettim bir süre ve sonunda çözdüm . bir arkadaşım açıklayıverdi ''martılar çöplüklerde uçmaya çalıştılar denizi terk ettiler ..ve onlar artık çevre kirliliğinin bir simgesi '' dedi ve asla bir resme giremezlermiş ,kirlenmiş beyaz giysileri ile ...

içim sızlayarak martıların giysilerini temizleyebilmeyi düşlüyorum hala. denizimin kokusu ...denizimin kıyısı ... mavisi...biraz da yeşili ...nerede şimdi, hışırtısını dinleyemediğim dev dalgaların ?...yüzümde serpintisi dolaşamadığında tuzlu rüzgarın ; başlıyorum usuldan , yaşam bu mu ? ya da başka bir deyişle bu yaşamak mı ? diye sormaya...hem bilir misin ki balıkların sesi çok neşelidir aslında . ağız dolusu seslenirler birbirlerine , kaygan derilerine tutunmuş yaşamlarının gücü yettiğince . denize düşme talihsizliğine uğramış bir simit parçasını paylaşmaya çağırırlar birbirlerini. ve yine bilirler ki ; büyük balık ,küçük balığı yutar ! ama seslenişleri donmaz dudaklarında . ıslak gövdelerindeki kıpırdaşma ; yaşam kavgasının erdemine dönüşüp yüzgeçlerinde soluklanır ve belki de ,son bir kuyruk darbesine takılır kalır . sudaki yaşamda gam yoktur bilir misin ? yeter ki suyun içinde olmaması gereken bir nesneye tutunmasın yazgıları . bir olta iğnesine kanmak ve çırpınmak , gergin misinayı sallayarak ...yazgıları değildir aslında .ya da olmamalı ! şimdi kirli ve pis bir kentteyim . sevda, paslı iğnesine takmış zokayı... misina gergin .yazgım bu değil aslında .ya da olmamalı . bana ait olmayan havalarda soluk almayı bilmiyorum .ben rahimdeki suyun usta dalgıcıyım .şimdi ise ; yüreğimdeki cenin ,yüzgeçlerine sevdalı bir pirana gibi , akciğer solunumuna geçmeyi reddediyor .çok net olarak görüyorum ki ; kıyılarımda sarı çizmeleriyle suya girmiş adamlar var . ellerinde ; kirli soluk ışıklarıyla göz kırpan gemici fenerleri ve ağırlaşmış ağlar ile çığlıklar atıyorlar ! büyük balık , küçük balığı yutar ! kuralını bile bozdular . şimdi ise ; eğri büğrü gövdeleri ve kirli elleriyle ördükleri ağlarını topluyorlar . ağlar gergin ve ağır .yarı bellerine kadar suya girmiş adamlar , sarı çizmeli ...ağlarında , balıklar var ...
sana , asla yanıtlamak zorunda olmadığın son bir soru daha sorayım sevdiğim ..balıklar da ağlar , bilir misin ?..


''uçan-kaçan balık''

birleşin...

çıktı bir gün bir aydın sakalları arasında saklanmış ağzıyla konuştu işçilerle anlattı gerçeği dedi ben memnunum hâlimden ama üzüyor beni s...