25 Eylül 2009 Cuma

el proletariado no tiene otra escuela que la de la lucha...

direnişin içinden notlar :

17 kasım 2008 işçi kıyımı başlıyor...

kocaeli arslanbey organize sanayi bölgesi’nde faaliyet gösteren ''tezcan galva 2'' fabrikasındaki 400 işçiden 33’ü sendikalı 6’sı kapsam dışı çalışan olmak üzere 39 kişi , üretimde daralma , sipariş azlığı gibi nedenler gerekçe gösterilerek işten atıldı .

işine son verilen işçiler işten çıkarılma nedenlerini birleşik metal-iş sendikası'na (bmis) üye olmaları ile açıklayarak , haklarını sonuna kadar savunacaklarını dile getirdiler . bimis kocaeli şube sekreteri , talat çelik , üretimin işçi maliyetinin yalnızca %2'si olduğunu belirterek , ''asıl neden işçilerin sendikaya üye olması buna bağlı olarak da sendikanın yetki alması ve toplu sözleşme sürecine girilmesidir . toplu sözleşmemize 39 işçinin işe geri alınması talebimizi de koyduk . atılan işçilerin işe geri alınması için işe iade davası açtık . haklarımızı savunmaya devam edeceğiz'' şeklinde konuştu.

türkiye’de galvaniz üretiminin yaklaşık yüzde 70’ni karşılayan ''tezcan galva''da önümüzdeki günlerde de birçok işçinin işine son verilmesi bekleniyor...

ilk yürüyüş...

işten atılan işçiler , bu haksızlığa karşı fabrika önünden izmit'in merkezine kadar yaklaşık 24 km yürüdüler . iş yavaşlatma , yemek yememe gibi eylemlerde bulundular . işverenin işçileri servislere almaması üzerine fabrikanın önünde oturma eylemi yaptılar . jandarma 46 işçiyi gözaltına aldı . bayramdan sonra da 10–15 işçi açlık grevine başlayarak fabrika önündeki eylemlerine devam ettiler .


26 aralık cuma , 80’i sendikalı 3’sendikasız 83 işçi daha işten atıldı...

cuma akşamı 18:00’de paydos eden tezcan çalışanları işten çıkartılma duyumu üzerine işyerini terk etmeyerek beklemeye başladılar . işçilerin içerden çıkartılması için jandarma kapı önünde hazır bulunuyordu . işveren tarafından kimsenin işten çıkarılmayacağına dair söz alan işçiler dışarı çıktılar . işçiler servislere bindiklerinde korktukları başlarına geldi ; fabrikanın kapıları kapatıldı , servisler hareket ettirilmedi . ardından da işten çıkarılan işçilerin isimleri megafonla okunmaya başlandı !

ikinci yürüyüş...

sabrı taşan işçiler servislerden inerek fabrika kapısına saldırdılar ve jandarmaya tepki göstererek d-100 karayolunu trafiğe kapatmak suretiyle arslanbey’den izmit’e 24 km’lik yolu “babalar işsiz çocuklar aç” sloganları eşleğinde ikinci kez yürüdüler . karşılarında polis barikatlarını gören bir işçi , polise ''sizin maaşlarınız bizim vergilerimizle ödeniyor biz işsiz kalırsak siz de aç kalırsınız'' diyerek tepki gösterdi .

5 saatlik yürüyüşün ardından sabri yalım parkı’nda yeniden polis barikatıyla karşılaşan işçiler burada bir basın açıklaması yaptılar . açıklamayı yapan birleşik metal-iş genel sekreteri selçuk göktaş :

''tayyip kasımpaşalı'lığını patronlara göstersin... akp hükümetine sesleniyoruz , gücünüz yetiyorsa işçi atılmasını yasaklayın . bu ülkede sadece patronlar yaşamıyor . milyonlarca yoksul var . yasaları sadece yoksullara değil işverenlere karşı da kullanın . onlara bu kadar para aktarmanıza rağmen onlar bu fabrikaları yönetemiyorlar . bu ülkede çarkları çeviren biziz o fabrikaları da biz işletiriz . pazartesi günü kocaeli valiliği olaya müdahale etmezse fabrikayı işletmeye başlayacağız'' dedi.


işçilere işten atıldığına dair fesh belgeleri ve maaş bordroları verilmedi , hiçbirinin tazminatları yatırılmadı . işveren , 30 aralık’ta toplu sözleşme masasında işten attığı işçileri koz olarak kullanmanın hesabını yapıyordu . cuma günü verilen söze rağmen işten atmalar olunca artık hiç güveni kalmayan işçiler patronun oyununa son vermek için pazartesi tezcan önünde toplandılar .


29 aralık pazartesi patronun oyunu bozuluyor...

benim de aralarında olduğum cuma günü sözleştiğimiz gibi sabah 7:30’da fabrika önünde toplanıldı . girişte hepimiz kapıya yönelince güvenlik ve jandarma müdahale edemedi içeri girdik . doğruca yemekhaneye koştuk kapıları zincirledik barikatlar kurduk . baretlerimiz , yangın söndürme tüplerimiz ve birkaç tane de gaz maskemiz vardı . jandarmalar 50 kadar askerle yemekhane önünde toplandılar amaç psikolojik baskı kurmaktı ancak biz 84 kişidiydik . yağan karın altında yarım saat bekledikten sonra jandarma komutanı işçilerle görüşmek istedi . görüşmeleri sürdürmek için bir arkadaşımızı seçtik . komutana taleplerimizi sıraladık :

  • öncelikle işimizi geri istiyoruz...
  • işten çıkarılanların kıdem ihbar tazminatlarının hesaplanması...
  • işten atıldığımızı belgeleyen tebligatlar...
  • maaş bordrolarımızı istiyoruz...
  • taleplerimiz karşılanıncaya kadar çıkmayacağız...

komutan ; fabrika müdürü ferhat çolak , bilirkişi olarak iş mahkemesi hakimi ve noter ile birlikteydi . hakim tebligatı okundu biz de sözlü tebligat olmaz yazılı olarak istediğimizi söyledik .

16:10...

komutan , sönmez tezcan imzalı ödeme talimatını getirdi . fesh bildirimleri ve bordrolar istendi ve şunlar söylendi :
  • komutan : ''siz çıkın dışarıda bekleyin bordroları ben hazırlayıp getireceğim . fesh kâğıtlarını nizamiyede vereceğim”
  • işçiler : ''banka hesaplarımızı kontrol ettik para yatmamış . cuma günü bize yalan söylendi onlara güvenimiz kalmadı artık . paranın eft yapılmasını istiyoruz''
  • komutan : ''eft zamanının geçtiği , paraların salı sabah dokuzda yatırılacağı söyledi''
  • işçiler : ''bankalar akşam 6’ya kadar işlem yapıyor . hesaplarımızı kontrol edeceğiz paralar yatana kadar buradayız'' dediler .

sabah kahvaltısı dahi yapmadığımız için 12 saat boyunca aç bırakıldık . içeri gönderilen ekmekler patronun talimatı üzerine geri gönderildi . dışarıda kar yağıyordu . içeri girdikten sonra elektriğimiz ve doğal gazımız da kesildi . işveren içerdekileri düpedüz ölüme terketi . bu arada fabrikanın önünde 250-300 kişilik kalabalık destek veriyordu bize . bmis’in örgütlü olduğu ''cem tencere'' ve ''standart depo'' işçilerinin de desteğe geldiğini öğrendik . gece baskın yememek için sendika başkanı ve bazı arkadaşlarımız nöbet tutular .

salı sabahı...

“sönmez tezcan komutanı bile kandırdı”

salı sabahı saat 9'da herkes eşlerine , ailelerine hesaplarına para yatıp yatmağını öğrenmek için haber verdiler . yanılmadılar hesaplarına paralar yatmamıştı . ve öğlene doğru jandarma komutanı tekrar geldi .
  • işçiler : ''hani paralar yatacaktı , sönmez tezcan size bile yalan söyledi , bizi nasıl kandırmasın ?'' dedi . şimdi de parasının olmadığını söylüyor . yalan söylüyor ! paraları isviçre bankasına yatırıyor . oğlunun altında 250 bin euro’luk arabası var onu satsın , kamyonlarını satsın . madem parası yok bizi niye işten attı ? tazminatsız kıdemsiz bizi atmayı mı planlıyordu ?
  • komutan : ''ne siz ne de patron si… değilsiniz . ben otoritemi konuştururum . müdahalemi yaparım ölen ölür'' açıklamasında bulundu . ve ''artık kabak tadı vermeye başladınız . kocaeli il jandarma alay komutanlığı'ndan özel timler gelecek saat 16’ya kadar size süre'' dedi .

16:30...yapılan toplantı sonucu...


  • işveren : ''içerden çıksaydınız dün tazminatları yatıracaktım . içerden çıkın , fabrika önündeki çadırı kaldırın . o zaman sizinle görüşürüm''
  • işçiler : ''biz kısa bir yola çıkmadık amacımıza ulaşana kadar devam edeceğiz savunmamızı yapacağız kimseye zarar vermeyeceğiz jandarmayı içeri sokmayacağız''

bütün bunlar gelişirken dışarıda epey kalabalık vardı . karnımız aç olduğundan yemek bekliyorduk . eylemin daha etkin olabilmesi için neler yapabileceğimizi konuştuk . yarın öğlene kadar bu işi bitirmeliydik . aksi takdirde pazartesiye kadar uzayacaktı . eşlerimizi , dostlarımızı aradık . arslanbey , suadiye halkının buraya toplanması için belediyelerden anons yapılmasını , sendika arabasının hoparlörden anons yaparak halkın buraya yığılmasını sağlayacaktık . dışarıda bekleyen basına , müdahale olmayacak denilerek eve yollandı .

11:30...

kocaeli il jandarma alay komutanlığı'ndan özel timler , jandarma güçleri , itfaiye ve sağlık ekiplerinin yanı sıra kocaeli büyükşehir belediyesi'ne ait 2 otobüs dolusu komando ve 1 cezaevi aracı geldi . basını arayıp geri gelmelerini istedik . birleşik metal-iş genel sekreteri selçuk göktaş'ı içeri aldık .
  • göktaş : ''sizleri riske atacak bir uygulama yaptırmak istemiyoruz . dışarıdaki tabloyu görüyorsunuz . bu ülke patronların ülkesi . bu iş burada bitmez . mücadelemiz devam edecek''

ifade vermemek şartıyla dışarı çıkacağımızı söyledik . sonra kol kola girip üçerli sıra halinde kapıya çıktık .

yeni işten atılmalar yaşanacak...

''tulumlu balık''


*el proletariado no tiene otra escuela que la de la lucha .
(işçilerin , mücadele dışında başka bir okulu yoktur)

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...