1 Eylül 2009 Salı

inland empire (2006)...



''dikkât edin , tarihteki en uzun radyo oyunu bu akşam , eski günlerin hatırına bir otel odasından
devam edecek'' cümlesiyle giriş yapan film , izleyiciye hayat kadını gibi (belki de gibisi fazla) yansıtılan polonyalı bir kadının yaşadığı yalnızlığını ve gözyaşlarını sunuyor ilk olarak . kadın odadaki televizyona bakakalıyor ve televizyonun içindeki sahte yaşamı birlikte izliyoruz . filmin en çok ön planda olan ismi nikki'dir . nikki bir filmde rol almak için beklemektedir . bir gün komşusu olduğunu söyleyen yaşlı bir kadın nikki ile sohbet etmek amacıyla evine ziyarete gelir . anlattığı tuhaf şeyler nikki'yi biraz tedirgin eder . ve kahvelerini yudumlarken kadın nikki'ye ilginç bir şekilde yakın gelecekte olacak şeylerden bahseder . sonuçta nikki beklediği rolü alıyor . ve film bundan sonra , biraz daha fazla kafa yormaya başlar . filmin doğru orantıda gitmeyen ilginç bir kurgusu var . beklenmedik yerlerde , beklenmedik kişiler ; az önce konuşulan konuyla ilgisi olmayan başka bir konu üzerinde söylenen ilginç sözler insanı farklı şeyler düşünmeye sürüklüyor . bu durum filmin genelinde karşımıza sıkça çıkıyor . kurgusu ve konuyu işleyişi dışında , kamera açıları da oldukça dikkati çekiyor . aslında belli bir noktaya gider gibi ama konu , zaman ve kişilerin ani değişiklikleri kafamızı oldukça karıştırıyor . zaman ilerledikçe , izleyici de nikki'nin oynadığı filmde mi ; yoksa film olmayan gerçek yaşamında mı olduğunu çözemiyor . yaklaşık 3 saat süren filmde , kimin iyi , kimin kötü olduğunu ; kimin doğru , kimin yanlış konuştuğunu ve kimin gerçek ; kimin sahte karakterler olduğunu kavrayamıyor insan . psikolojik bir gerilim içinde süren film genel olarak nikki'nin çevresinde yoğunlaşıyor . ilginç bir film . sabırlı olmak gerek bitirebilmek için .


sunu : proleter balık




Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...