20 Şubat 2010 Cumartesi

tarih ve yıkımlar...

''ama ben , hâkim oldum kendime
basarken gırtlağına kendi şarkımın''

''mayakovski''


kadın , yeni doğmuş bebeğin üzerine yağan yağmurun , zor bir hayatın habercisi olduğunu düşündü ve çocuğuyla beraber intihar etti . kimse kızmadı kadına . hem sonra , bir hayat öteki hayatın kaydından başka nedir ki ? neyse , alâkası yok belki ama frida'nın bir girdap olduğunu söyleyebilirim . ona yakın olan herkes , ıslak ve boğularak , içeri çekilmek isterdi . çünkü ellerindeki boyalar hayatın ve ölümün imgelerinden başka bir şey değildi...

kapitalizm insanlarda bilinç yitimine neden olur . ve mumdan kelebekler yapılır meksika'da... bir de iskeletler... emek duvarı... emeğin bir ritmi vardır . emeğin bir estetiği vardır .

''gpu'' ve franco , 1937 mayısında barcelona'da binlerce işçi önderini öldürdü ! mayıs ayında , bazen bir silâh sesinde , bazen eski bir kokuda , bellek nasıl da ölülerin kemiklerinin saklandığı bir mahzene dönüşüyor...

gerçekten gerçeküstücülük burjuva düşünüşünün bir biçimi miydi ? aynı şekilde burjuva dünyasının anlamsızlığının son nefesi miydi ? gerçeküstücülük . giysi dolabında , siz gömlek görmeyi beklerken karşınıza çıkan bir arslan . gerçek ve imgelem . bilinç ve bilinçaltı...

bir fotoğraf , makineyi tutanla makineye bakan arasındaki diyalektik ilişki . lenin bir defasında trotsky için :
''l.d. bir idam mangasının önünde olsa , son arzusu bir tarak olurdu'' demiş .

ölü çocukları beslerler meksika'da . ölümü , şaraplar ve müzikle kutlarlar . buz gibi bedeniyle ölü bir çocuk duvarda elbisesinin içinde , dans edenlere bakar...

insana husu veren bir şey . istavroz ve türban... mermiler gökyüzünden hızla geçtiğinde , yırtılan sizin gökyüzünüzdür...

yaşlı kadın 1930'ların başında tek yiyeceği olan mantarı , kendi dışkısıyla gübrelerken :
''keşke marx , kapital'i yazacağına onu kazansaydı'' der...

farelerle ve mantarlarla gelecek kışa hazırlık yapan insanlar . devrimciliğin görevi , mantar yetiştimek ve fare beslemek . ölülerini gövdeye indiren ailelerden , ölmüş torunun dilini ateşte kızartan yaşlı adam...

''sosyalizm , zenginliğin toplumsallaşması yerine ; yoksulluğun toplumsallaşmasına dönüştü''

stalin , cumhuriyetçi ispanyolları anca ispanyol altınları ele geçtiğinde silâhlandırdı . andres nin , erwin wolf ve rudolf klement boğazı kesilerek öldürülmüştü .

stalin tarafından yollanan antika silâhları soğutmak için idrar kullanan asker işçiler...

ispanya yıkımın eşiğinde elindeki dünya devrimi şarkısını , stalin'in kötü bestesiyle franco'ya ; yani burjuvaziye teslim etmeye hazırlanıyordu . işçi kadın yasaklanan grevin ardından :
''geçmişi sildiler , geleceği de silecekler'' diye bağırdı !

hitler'in , amerika'lı komedyenden aşırdığı bıyıklara hayran olan stalin , bir tane de kendisine istiyordu . stalin , bıyığını hitler'le ittifâkı'nın simgesi olarak kırpıp kısalttı... stalin soylu bir hasım değildi . stalin'in siyasi ufku son derece dardır . kurumsal düzeyi aynı dercede ilkeldir... yaratıcı imgelemden yoksun , asık suratlı bir deneycinin zihniyetine sahiptir .

stalin : ''ayak seslerini işitmezsem bir insana güvenmem''

stalin'in güveni kitlelerin eylemsizliğinde , büyük rusların uyuklayan ezeli düşüncelerinde , bozkırların bağnaz ulusçuluğunda yatıyor . yosif gösteriyi ve yanılsamayı her zaman sevdi . sonraki yıllarda sinemanın kölesi oldu . stalin kürtajı yasakladı . aileyle birlikte ulusu kutsadı...

''işçiler , yeni tanrınız lenin'dir . ben onun elçisiyim''

stalin'in ezber belleği güçlüyken , hayâlgücü eksiktir . bu yüzdendir ki hayâlgücünün yokluğu nedeniyle , farklı olan herşeyden korkması onun en büyük kusuru hâline gelmiştir...

raylar üzerinde koşar adım ilerleyen trenin en ucuz kompartımanında kadın : ''her dostluk bir aşk ilişkisinin farklı bir biçimi olarak başlar''

düşmanımı tanıyarak kendimi keskinleştiriyorum . düşmanlığın yakınlığı ne kadar derindir . ben , düşmanım ne değilse oyum !

paul ve laura lafargue'ler gibi yapmak eleanor marx'ın peşinden bütün yaşlılık alâmetleriyle kaçıp gitmek . intihar... eskimeyen yüzyıllık yöntem...

engels : ''ruhun hüzünlerinin tek etkili panzehiri bedensel acılardır'' derken , sovyetler bir kışla gibi yönetiliyordu . yumruk ve silâh sosyalizmi...

shostakovich arkasını kollamalı . çocukların günlükleri bile ''gpu'' tarafından okunurken işçilerin iktidârı , kitaplarda mürekkebin kızıllığından başka bir şey değil...

pushkin ve lermontov'dan sonra mayakovski...

ölmeden önceki son oyunu yermilov'un leningrad prömiyerini yerden yere vuran bürokratlar . mayakovski öldüğünde yermilov'un adının bulunduğu pankartın indirilmesiyle ilgili not vardı geriye bıraktığı .

aşkın , sanatın ve devrimin diyalektiği . sanat hayatı yaratır , onun kopyasını çıkartmaz ya da onu yansıtmaz...

devrim insafsız bir metres hline dönüşmüştü ! mayakovski'nin tebessümünün bana erişmesini bekleyeceğim .

stalin'in karısı intihar eder ! tekerleklerimiz hecelerin üzerinden zorlanmadan ilerledi .

savaşta erkekler kendilerini keşfederler .

trotsky natalia'ya : ''sen sevme eğilimimi bir çocuğun esnetebileceği biçimde esnettin . sevgi de bu esnetme eğilimidir . bir aşk macerası kendi hayatımızdan kısa bir geziyle uzaklaşmaktan başka nedir ki ?''



''crispos japon balığı''

Hiç yorum yok:

yasal uyarı

sitemizden indirmiş olduğunuz dosyalar her sanatçının kendi isimleriyle tescil edilmiş eserlerinin cd ve kaset kopyalarıdır... bu dosyalar size tanıtım amaçlı sunulmaktadır . müzik dosyalarını bilgisayarınızda 24 saatten fazla tutmanız t.c. yasalarına göre suç sayılmaktadır. bu tür bir yasal işlemde www.sisedekibaliklar.blogspot.com ve sitemizde reklamı ya da banner'ı bulunan diğer siteler bu duyurunun yayınlanmasını takiben sorumluluk kabul etmeyecektir.

iletişim

paylaşmak istediğiniz konular ve yazılar için mail adresimiz...

sisedekibaliklar@windowslive.com