1 Şubat 2010 Pazartesi

vassilissa malygina...

... özellikle son sözü vasya'ya acı veriyordu . bir çocuk yapmayı hiç düşünmemişti ama ona bu sevinci tattırmayı da çok isterdi . olmuyordu ! hamile kalamıyordu !.. başkaları çocuk yapmaktan kendilerini nasıl koruyacaklarını bilemez ve buna üzülürken ; vasya'ya annelik sevinci esirgenmişti .
doktor ''kansızlıktan'' demişti .

vladimir vasya'ya keyiflendirmeye niyetlenmiş , tiyatro için bilet bulmuştu . vasya konuştukları saatte eve geldi . vladimir ayna önünde durmuş süsleniyordu . güzel giyinmişti . tekrardan ''beyefendi'' gibi görünüyordu . vasya güldü , ona takıldı ve güzel kocasını sevdi . ''peki sen ne giyeceksin? hiç pazar günü kıyafetin yok mu?'' vladimir meraklı gözlerle baktı .

vasya güldü . pazar günü kıyafeti de neydi öyle ? herhalde amerika'da insanlar böyle temizlenip , her gün için hangi giysiyi giyeceklerini düşünürlerdi . vasya temiz bir bluz ve volodya'nın getirdiği yeni çizmeleri giyecekti . bütün süsü bu kadarcıktı .

vladimir (volodya) suratını astı , yüzünde kötü bir ifade oluştu . vasya tedirginleşti .

- ''sanıyo musun ki tiyatroda insanlar sadece ayaklarına bakacak ve üzerine çuval bile giysen olur ?''
- ''neden böyle kızdığını anlamıyorum volodya''
- ''bu düzen yandaşlarına insan nasıl kızmaz ?''
''hapishanedeki gibi bir yaşam getirdiler : hiçbir eğlence , hiçbir düzenli evin ; hiçbir doğru-dürüst elbisen yok . insan senin yanında sanki bir kafesteymiş gibi yaşıyor , su içip üstünkörü bir şeyler yiyiyor ; kaba saba elbiseler giyiniyor... ben amerika'da işsizken bile bundan daha iyi yaşamıştım''
- ''ama insan herşeye bir anda sahip olamaz ! içinde yaşadığımız yıkıntıyı sen de biliyorsun''
- ''senin yıkıntından bana ne ! ne biçim örgütleyiciler bunlar ! herşeyi yakıp yıktılar , şimdi birileri yeniden kurmak isteyince bağırıyorlar : siz burjuva olmak istiyorsunuz ! geriye !..
hayır siz yaşamayı bilmiyorsunuz ! herşey bundan bozulup dağılıyor . ben devrimi böyle bir yaşam sürmek için yapmadım !''
- ''ya , demek ki biz devrimi kendimiz için yaptık öyle mi?''
- ''peki ya kimin için?''
- ''herkes için''
- ''burjuvalar için de mi?''
- ''ne saçmalıyorsun ? elbette burjuvalar için değil , proleterya için , işçiler için !''
- ''peki sence biz neyiz ? biz işçi , proleter değil miyiz?''

tartıştılar , tartıştılar... az daha tiyatroya geç kalıyorlardı . sokaklardan , ilkbahar çamurunun içinden geçerek gidiyorlardı . vladimir önde , hiç ağzını açmadan , geniş adımlarla yürüyordu . vasya onu izlemekte güçlük çekiyordu . ''böyle koşma volodya , nefes nefese kaldım''

öfkeli biçimde durdu ve bekledi . şimdi daha yavaş yürüyordu ama suskunluğu sürüyordu . tiyatroda vladimir tanıdıklarıyla karşılaştı . perde arasını onlarla birlikte geçirdi . vasya yalnız başına oturmak zorunda kaldı . tiyatroya gelmiş olmaktan hiçbir sevinç duyamamıştı . ne içindi bu yitirilmiş akşam ? bu yüzden yarın iki kat fazla çalışması gerekiyordu .

vladimir'in yolculuğundan kısa bir süre önce kongre başladı . delege olmamasına rağmen vladimir de katıldı . yoğun ve ateşli tartışmalar oldu . fraksiyonlar oluştu . vladimir vasya'nın tarafındaydı , bütün gücüyle onların fraksiyonundan yana tavır alıyordu . tanıdıklarıyla , arkadaşlarıyla yitirecek zamanı yoktu artık . vasya ile vladimir arasından su sızmıyordu ...


''işçi arıların aşkı'' adlı kitaptan
''alexandra kollontai''

Hiç yorum yok:

yasal uyarı

sitemizden indirmiş olduğunuz dosyalar her sanatçının kendi isimleriyle tescil edilmiş eserlerinin cd ve kaset kopyalarıdır... bu dosyalar size tanıtım amaçlı sunulmaktadır . müzik dosyalarını bilgisayarınızda 24 saatten fazla tutmanız t.c. yasalarına göre suç sayılmaktadır. bu tür bir yasal işlemde www.sisedekibaliklar.blogspot.com ve sitemizde reklamı ya da banner'ı bulunan diğer siteler bu duyurunun yayınlanmasını takiben sorumluluk kabul etmeyecektir.

iletişim

paylaşmak istediğiniz konular ve yazılar için mail adresimiz...

sisedekibaliklar@windowslive.com