16 Nisan 2010 Cuma

ruhunu sattığını düşünenlere...

1.
ruhu sıkıntılı ,

kafasında ''gözlerini görüyorum çökertildiğim yerden'' diye başlayan can yücel şiiri
sonra birden aklına ruhunu şeytana satanlar geldi
o dakikada kafasında bir ampul yandı ,
şimdiki o malûm partinin kullandığı cinsten değil ;
hani eski bir çizgi film olan ''vikingler''deki kahramanın başında yanan cinsinden...
neyse , neyse konuya dönerse
işte kafasında yanan o ışık
ruhundaki sıkıntıyla ilgili
yoksa o da ruhunu şiire mi sattı ?
o yüzden mi kafasının ''sürekli yay''a bir türlü basmazlığı...

2.
ruhu acılı ,

kafasında yarın çıkacağı yolculuğun telâşı ,
kâlbinde şimdi tutamadığı o küçük şiir gibi eller ,
onun da aklında hep ruhunu ''toprak , toprak'' diye satanlar var
nasıl geçse zaman , uyusa geçse ;
yok yok olmaz, uyutmazlar
peki ya nasıl geçse :
düşünmese geçse , sadece dinlese , tıpkı onların istediği gibi...
iyi ama nasıl düşünmez begonvilleri , faytonları ,
onla güzel sıcak bir yatakta uykuları , sevmeleri , sevişmeleri...
düşünür , o zaman bekleyerek geçer zaman sıkıntılı ,
özlemeli ve de kederli ; tabi ne yapsın ki...
belli belli onun da ruhu aşka satılı...

3.
ruhu rengârenk ,

kafasında bugün verdiği konsere yapılan övgüler...
burnunda kırmızı çiçeklerin kokusu ,
aklında hep o beyaz bembeyaz bulutlar...
sonra birden aklına öğrenciyken çalıştığı kafedeki patronu geldi ;
hani buruş buruş yüzlü , üç kat göbekli , kel adam...
arkasından o pis , ruhunu paraya satmış herifin ;
kasadan 5 lira eksik diye
20 yıllık garson rıza abiyi küfürlerle kovuşu geldi de birden renkler söndü sandı
neyse ki imdadına önünde koşan şu güzel saçlı çocuğun ;
mavi balonunu elinden bırakışı yetişti
yetişti de hani ne güzel oldu ,
hatırladı ruhunu gerdanlık gibi bir şehre satışını...


''rina''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...