14 Nisan 2010 Çarşamba

sahiplenmeyelim paylaşalım...

ben dört yıldır şişedeki balıkların içindeyim ve bu dört yıl boyunca yapılan her güzel şeyden sonra bir o kadar da heves kırıcı , bencil , tutarsız ve yalan evet basbayağı yalan olan söylentiler duyduk... (çünkü üretim kabızlığı ciddi bir meseledir)

bunların karşısında yapılan tek şey ise asıl muhatap olan şişedeki balık'ta bunlara cevap vermek oldu . evet belki şişedeki balık beyaz kağıtlarla olan yolculuğunu tamamlamak zorunda kaldı , ama bu onu bir ruha dönüştürmedi aksine onu gerçekten benimseyen , yaşatan birileri her zaman , her yerde oldu . ve bu yüzden bugün böylesi bir durum karşısında tam da onun ruhuna ! uygun bir şekilde bir aradayız . sahiplenmiyoruz... sahiplenmeyelim... paylaşalım...

''lipsoz''


şişedekibalık birçok şehirden balıkları bir araya getiren kollektif bir çalışmanın ürünüdür . ne yazık ki bu kolektif çalışma bir süre sonra birileri tarafından baltalandığından , lekelenmemesi için çıkarılmama kararı alınmak zorunda kalınmıştır , o kadar devam ettirebilmeyi istememize rağmen... buna rağmen blogu oluşturmayı düşünen balık arkadaşımız sayasinde sadece hafızalarda kalmaktan kurtulmuş canlı canlı yaşamaya devam etmiştir . böyle zahmetli bir yükü taşıyan arkadaşımıza sevgilerimi ve de teşekkürlerimi iletiyorum...

''rina''


herşeyden önemlisi , fanzin mülkiyet anlayışına karşı bir yayın biçimidir . isteyen , istediği yazıyı istediği şekilde kullanır . ''şişedeki balık'' bize dört yıllık onurlu çalışma alanında bunu öğretmiştir en çok . yazık ki alaycı tutumlar sebebiyle şişedeki balık'ımız bize daha çok şey öğretebilecekken sona erdi . ama bugün balık dostumuz blogu hazırlayarak hepimizin istediği ancak hiç gerçekleştiremediğimiz bu uğraşı üzerine almış . eskiden birkaç ilde bilinen fanzinimiz bu güzel blog sayesinde sadece türkiye'de değil dünya'nın birçok kentinde kendine has bir izleyiciye sahip olmuştur . gerek yeni eklenen sanatsal haber ve çalışmalarla gerekse eski yazılarımızla rengârenk olmuş böyle bir çalışma ancak teşekkürü hakedebilir .

eline sağlık güzel arkadaşım , çalışmalarının devamını ilgi ve merakla bekliyorum , elimizden geldiğince de destek olmaya çalışırız...

''lepistes''


ben kendi adıma şunu söyleyebilirim , istanbul'dan zonguldak'a defalarca yazı yazıp yolladım . ama hiçbir zaman kendi yazımı ön plana çıkartıp bir sahiplenme düşüncesine kapılmadan karşılıksız bir şekilde paylaştım hepsini . bence şişedeki balık fanzini'nde görünüre çıkan en ufak satır bile kimseye ait değildir ve olmamalıdır . çünkü hepimizindir . eğer bu şekilde kendine ait hissediyorsa bir insan yazılarını ; ona derimki kendi çıkardığı bir fanzin ile yola devam etmeli . tek başına , paylaşmadan ... ve ortaya çıkan bir ruhsal durumun olmadığını düşünerek , denildiği gibi bir ruh kirlenmesi durumu olması ; şişedeki balık'ın okuyucusuna daha çok ulaşmasıyla ortadan kalkacaktır... ben zonguldak'ta demir atan bir balık değilim .


''proleter balık''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...