3 Mart 2010 Çarşamba

dağların sesi...

günlerdir yollardayım . dağ taş demeden düştüm yollara nereye gittiğimi ben de bilmiyorum . ne aradığımı da... sadece yürüyorum belirli belirsiz . ülkemin sınırlarını çoktan aştım galiba . ya da bana öyle geliyor . yanılmıyorsam günlerdir güneye doğru gidiyorum . ya da doğuya . karşıma hiçbir şehir ya da kasaba da çıkmadı . bazen sadece birkaç evden oluşan küçük köyler , bazen de bir tek evden oluşan köy... tek evden köy olmaz ama galiba kom deniliyordu . peki nasıl yaşıyordu bu insanlar , burada tek başlarına ne yapıyorlardı . aman bana ne , ne yapıyorlarsa yapsınlar . bu yürüyüşte hiçbir eve veya köye girmeye yeltenmedim . acaba insanlardan mı kaçıyordum ben ? bu içimdeki korkunun sebebi başka ne olabilirdi ki ? kaçmak da değildi aslında tam olarak yaptığım . bir arayış içindeydim ama dedim ya , neyi aradığımı ben de bilmiyorum . zaten bazen asıl olan aranandan çok arayışın kendisi değil midir ? belki de yalnızca aradığımız şeyi bulduğumuzda , ancak o zaman neyin peşinde olduğumuzu kavrayabiliyoruz . ama şimdi bunları düşünmek istemiyorum . yürümek , yalnızca yürümek istiyorum... günlerce gecelerce...

yolum gitgide çoraklaşıyor . yüksek dağlar , sarp kayalar çıkıyor yolumun üstüne . artık daha zor yol almaya başlıyorum , üstelik daha az ilerleyerek . geceler de soğuk olamaya başladı bu dağlarda . ne zamandır yolda olduğumu bilmiyorum . ne de olsa zaman tüm benliğini yitirmiş durumda bu dağlarda . belki de son bahar yüz göstermeye başladı , ondandır bu soğuklar . son zamanlarda hiç durmadan yürüdüm . yanılmıyorsam iki gece , üç gündüzdür yürüyorum . artık sarp geçitlerdeki kayalara çarpmaktan yara bere almış dizlerim beni taşımakta güçlük çekiyordu . yoksa hiçbir yorgunluk hissim yoktu . kendime , geceyi rahat ve sıcak geçirebileceğim bir yer bulmam gerekiyordu . biraz aradıktan sonra mağaraya benzer bir yer buldum . tam olarak mağara da denemezdi , küçücük bir oyuktu .

ne zaman uykuya daldığımı bilmiyorum . gecenin bir vaktinde uykuyla uyanıklık arasında belirli belirsiz düşüncelere dalmışken birden bir ses duydum . ürperdim de , ama bana öyle gelmiş olmalıydı . zaman ve mekân tasvirinin yapılamadığı bu yerde , benden başka kim olabilirdi ki ?

ve yine o ses tekrar kulaklarımda yankılanmaya başladı . ses sanki yer altından geliyordu . yeryüzüne çıkınca da karşı kayalar arasında bir sağa bir sola çarparak yankılanıyor ; oradan gökyüzüne yükselip güneyden esen rüzgâra bulanıp kuzeye doğru , arkasında uğultular bırakarak sönüyordu . bu bir insan olamazdı , sanki dağ konuşuyordu . bir an delirdiğimi sandım . yok yok , bu bir rüya olmalıydı . peki o zaman bu soğuğu ve acıları nasıl hissedebilirdim ? belli ki bu bir rüya değildi diye düşünürken , o ses yine yerden yükselmeye başladı . ''uyan zagor uyan , zap bize sesleniyor'' dedi . o sırada karşı taraftan , gecenin zifiri karanlığında neresi olduğunu bilmediğim diğer dağdan boğuk bir ses geldi : ''tamam kandil , uyandım''

duyduklarıma inanamıyordum dağlar gerçekten konuşuyordu .seslerini ben de duymuştum . isimlerini de öğrenmiştim ; biri kandil , biri zagor . bir de sesini duymadığım zap .

''yine geliyorlar galiba'' dedi kandil . zagor birşey demeden mırıldandı kendi kendine . sonra bir an yine o eski sessizlik bürüdü her tarafı . bu sırada sırtıma sivri bir taşın battığını hissettim ve yerimden doğruldum . tam o sırada kandil'den ''kim var orada'' diye bir ses yükseldi . korkudan ve şaşkınlıktan kanım dondu bir an . ''sana söylüyorum , kimsin sen?'' gerçekten de bana söylüyordu . korkudan cevap veremedim . belki de heyecandan . niye konuşamadığımı bilmiyordum . öylesine karmaşık duygular içindeyim ki , o sırada kendime bile tarif edemiyordum . bir an ''hiç kimse'' dedim . sadece bir insanım ben dedim . gerçekten de hiç kimseydim . ismimin ve varlığımın hiçbir anlamı ve önemi yoktu burda .

sonra ben onlara kendimi anlatıım . nereden geldiği , ama nereye gittiğimi bilmediğimi ; sadece buralardan geçtiğimi... onlar da bana kendilerinden başlamışlardı ki , gökyüzünden uğultular duyulmaya başlandı , gecenin karanlığını yırtarcasına . herkes sustu...

zagor , ''yine onlar'' dedi . ''kimler?'' diye sordum . ''kendini kuş sanan , kansız ve çelikten kanatlı şeyler , kendilerine atmaca diyorlarmış'' dedi . ''bildiğin atmacalardan değil bunlar sadece can almak için yaratılmışlar sanki . içlerinde de siz gibi insanlar var galiba . geçen gün benim üzerime o patlayan şeylerden atarlarken gördüm''...

sonra kandil : ''sen nerden biliyorsun onlara atmaca dendiğini'' diye sordu . ''zap söyledi . ona da kuzey rüzgârları söylemiş'' dedi cevap olarak . jetler iyice yaklaşıp kandil'in arka yamaçlarına bombalar yağdırıp gittiler .

sanki her bombada kandil insan gibi acı çekiyordu büyük sarsıntılar içinde . yine bir sessizlik ve sonra zagor : ''ve yine o iğrenç koku'' dedi , ağlamaklı bir sesle . ''ne kokusu'' dedim . ''kan ve barut kokusu... eskiden burda poyrazlar yosun kokardı , şimdi ise kan ve barut kokuyor siz insanların yüzünden...''

o anda utancımdan yerin dibine girdim , birşey diyemedim . doğruydu tüm söyledikleri . sonra kandil de konuşmaya başladı . sesinden sinirli olduğu anlaşılıyordu . o da insanlardan yana olan tüm öfkesini savurdu ; sanki tüm bu olanların sorumlusu ben mişim gibi konuşuyordu benimle . ama haklıydı . ben de bir insandım ve benim de bu yaşananlarda elbette bir payım vardı . kandil , insanlardan ve insanlıktan bahsederken daha da sinirlenmeye başladı . öfkesini benden çıkartacağa benziyordu . ve öyle de yaptı . birden bulunduğum yer yarılmaya başladı ve ben dipsiz bir boşluğa düşmeye başladım . birden , kafam sert bir zemine çarptı . nerdeyim ben ? neler dedim... ? kimim ben...?


''sessiz balık''

Hiç yorum yok:

yasal uyarı

sitemizden indirmiş olduğunuz dosyalar her sanatçının kendi isimleriyle tescil edilmiş eserlerinin cd ve kaset kopyalarıdır... bu dosyalar size tanıtım amaçlı sunulmaktadır . müzik dosyalarını bilgisayarınızda 24 saatten fazla tutmanız t.c. yasalarına göre suç sayılmaktadır. bu tür bir yasal işlemde www.sisedekibaliklar.blogspot.com ve sitemizde reklamı ya da banner'ı bulunan diğer siteler bu duyurunun yayınlanmasını takiben sorumluluk kabul etmeyecektir.

iletişim

paylaşmak istediğiniz konular ve yazılar için mail adresimiz...

sisedekibaliklar@windowslive.com