7 Ocak 2010 Perşembe

hrant dink'e mektup...


seni özlüyoruz... ama bugünlerde ne seni sevmenin bir anlamı var ; ne de özlüyor oluşumuzun . bunların hiçbiri ne yazık ki yaşananları değiştirmiyor . keşke buna müktedir olabilseydik , o zaman , bir defa değil bin defa seni özlediğimizi ve sevdiğimizi haykırabilirdik . ama gerçek bu değil . cenazenin peşinden yüzbinler bile senin artık olmadığın gerçeğini değiştiremedi . tıpkı yitip giden , bizden vakitsiz koparılan arkadaşlarımız gibi...

her ölümden sonra , özlemekten başka elimizde ne kalıyor biliyor musun ? bir başucu kitabı gibi yanımızdan eksik olmayan hüzün ; göğsümüzün tam ortasına gelip oturan ve nice şairlerin halâ tarif edemediği o ağırlık . o ağlamak noktasına kadar gelip de dayanmak ve orada sabitlenmek , ''böyle gitmeyecek'' demek...
oysa gidiyor işte . sen de gittin...

biz senin ardından yüzbinler olarak yürüdük . biz senin ardından milyonlar ağladık . ama işte o gidişi durduramadık . durdurabilseydik eğer , senden hemen sonra ''malatya vahşetini'' yaşar mıydık ? ''bosna olmayalım'' derdine düşer miydik ? savaşı ve insanların ölümünü alkışlayan tek kişi bile çıkar mıydı ? durdurabilseydik , ''tarihimizle barışalım'' noktasından ; komşularımızla barışalım noktasına gelir miydik ? komşularımızla barışmanın , aslında tarihimizle barışmaktan geçtiğini bilmek bile sonucu değiştirmiyor . şimdi senin bizden koparılmanın üzerinden yıllar geçti . biz ısrarla senin düşlerindeki gibi bir ülke ve dünya için mücadelemizi sürdürüyoruz . kürt diye , türk diye , ermeni diye kimse kimseyi ötekileştirmesin diye çırpınıyoruz .

çırpınmaya devam ediyoruz . bu çırpınma , bilinmeli ki komşumuzu , insanı , hayatı ve dünyayı savunma siyasetidir . yüzyıllardır iç-içe , sırt-sırta yaşamış insanlar birbirlerine düşman edilmeye çalışılıyor ; ve bu düşmanlıktan iktidar elde edilmeye çalışılıyorsa , bugünün devrimci siyasetinin öznesi de bu olmalı...

ömrünü , hayatı savunmaya adamış olan senin , hayattan koparılmandan sonra , bu büyük siyaseti ne kadar etkili kılabildik ; ne kadar insan ''bizi birbirimize düşman edemezsiniz'' diyebildi ? o günden bu yana kendimize bu soruları soruyoruz . ve seni sarmalayamamanın , o karanlık ellerin sana uzanmasını engelleyememenin acısını hissediyoruz . sana uzanan o elleri bir daha hayatımızdaki aydınlık yüzlü insanlarına uzanamaması için , daha kararlı ve inatçı çıkıyor sesimiz !

giderken bize , umutlarını emanet etmiştin , biz de onları kucaklıyoruz . bu ülkede onurlu olmanın güzelliğini gösterdin . seni ardında bıraktığın umutla ve sevgiyle kucaklıyoruz...


''ikiz balık''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...