27 Ocak 2010 Çarşamba

engin çöl ile söyleşi...

dünyanın bütün gürültüsü . birbirine meydan okuyan devlet yetkilileri . televizyon programları . haber spikerleri . aile içi şiddete maruz kalmış kadınların çığlıkları . öldürülen hayvanlar . doğanın bağırışları . ekonomi haberleri ve kriz fısıltıları . şehrin önünü açma çabaları... oysa bir şehirde , yağmurlu bir kış günü bir sahnede , çocuklar haykırıyordu :

''öyle yıkma kendini
öyle mahsun , öyle garip...
nerede olursan ol ,
içerde , dışarda , derste , sırada ,
yürü üstüne üstüne
tükür yüzüne cellâdın ,
fırsatçının , fesatçının , hayın'ın...
dayan kitap ile
dayan iş ile
tırnak ile diş ile
umut ile sevda ile , düş ile ,
dayan rüsva etme beni''

zalimin elinden kaçıp onların kapısına dayanmışız . nefesimiz kesildi kesilecek , belki dayanamayacağız , yorulmuşuz , bıkmışız... küfürlerimizi arka arkaya dizmişiz . kara kış ortasında bir filiz , kör karanlıkta bir tek ışık aramışız . bir tebessüm için gelmişiz . belki dayanamayacağız... bir ses duyuyoruz , ''dayan rüsva etme beni''...

onlar yaşları 7-13 arasında değişen çocuklar . onları dünyayı ayakta tutan dirençler . onlar insanlık için ateşi tekrar çalacak çocuklar . onlar dünyanın son umudu . açacak son çiçek , kalan son damla su . onlar ; onurlu insan soyunun evlâtları , yeryüzü aşkın yüzü olana dek savaşacak çocuklar .

şiirleri oyunlaştıran bir çocuk grubu bu bahsetiğimiz . zonguldak'ta 1997'den beri fatma kılıç ve engin çöl tarafından devan ettirilen bir oluşum . bizim çocuklar şiir grubu adını taşıyan bu ekip çalışmalarını büyük bir titizlikle sürdürüyor . biz soğuk bir kış günü , bizim çocuklar şiir grubunun çalışmalarını aldığı belediye kültür merkezine gidiyoruz . belediye kültür merkezinin kafeteryasında rastlıyoruz engil çöl'e . bizi şiirlerin tüm samimiyetiyle karşılıyor . oturup sohbetimize başlıyoruz hemen . bu güzel oluşumun mimarlarından fatma kılıç , geçirdiği ciddi bir rahatsızlık nedeniyle aramızda bulunamıyor . engin çöl'e soruyoruz hemen : ''bizim çocuklar şiir topluluğu'' nasıl kuruldu ?

çöl : zonguldak'ta bazı ilköğretim okullarının okuma şenlikleri olurdu . bu şenliklerde yeni okuma öğrenmiş çocuklara şiirler okutuluyordu . çocukların ezberledikleri şiirleri kürsüye çıkıp herhangi bir şey gibi okuduklarını gördük . çok üzüldük buna . çünkü bu çocuklar üzerinde hiç uğraşılmadığını gördük . bu etkinliklerin sadece yapılmak için yapıldığını görünce , istedik ki çocuklar şiirleri okurlarken hissetsinler , şiiri anlasınlar . bunun üzerine böyle bir işe giriştik .

şişedeki balık : çalışma yönteminiz nasıl ? şiirleri nasıl seçiyorsunuz yani biraz da sizleri besleyen şairleri merak ediyoruz biz ?

çöl : bizi tüm şairler besliyor . seçtiğimiz şiirleri çocuklarla okuyoruz tartışıyoruz... bu şair burada ne demek istemiştir diye uzun uzun düşünüyoruz yorum yapıyoruz . sonra belirlediğimiz bir konu etrafında şiirlere kurgusallık katıyoruz . sonrası da çocuklara kalıyor .

şişedeki balık : şiir okumak epey zordur . çocuklara nasıl öğretiyorsunuz bu işi ?

çöl : insan , hissetmediği ve kendinden bir şeyler bulamadığı şiirleri güzel okuyamaz . oysa ancak kendisine duygu katan bir şiire duygu verebilir . onların şiirleri hissetmesi için çalışıyoruz aslında . bir de burada drama eğitimi veriyoruz . biz bu konuda uzman değiliz ama bununla ilgili gittiğimiz eğitimlerde bizim yaptıklarımızı yaptıklarını gördük . bu kendiliğinden işleyen bir süreç...

şişedeki balık : amatörlüğün heyecanı ve başarısı , bu çalışmalar sonucu çocuklarda eminizki çok şey değiştiriyor .

çöl : evet... en başta dersleri . çocuklar burada , başka yerde kazanamayacakları bir özgüven kazanıyor . çünkü burada sahnede şiirlerle yaşadıkları , başka yerde yaşayamayacakları bir şey . bu uzun bir çalışma . çoğu çocuğumuz ilkokul 1. sınıfta başlıyor , altıncı sınıfa kadar . şiirle büyüyorlar yani . anlayışlı olmak , bir diğerini anlamak , başka türlü düşünmek onların kazandıkları...

şişedeki balık : siz de çok şey kazanmışsınızdır herhalde ?

çöl : elbette biz de hiçbir yerde bu kadar verim lamayız belki . çocukların istekleri , parlayan gözleri . öncelikle çok istekliler . bu istek bizi çalışmalara daha çok bağlıyor .

şişedeki balık : onların hiç kirlenmeyen seslerinde şiir çok büyük anlamlar kazanıyordur herhalde ? 2007'deki etkinliğin konusu sevgiydi ve hrant dink'in öldürüldüğü güne rastlamıştı . bizden birkaç arkadaş etkinliği izlemiş ve çok duygulanmışlardı . büyük ve hüzünlü bir tesadüf . bu yılki konunuz nedir ?

çöl : bu yıl konumuz şiir . 2007^deki etkinlik etkileyici bir tesadüftü . hepimiz için çok zor oldu .

şişedeki balık : bir de çocukların inanılmaz bir gücü vardı sahnede 2007'deki etkinlikte . çocuklar oyunun sonunda ''şimdi herkes birbirine seni seviyorum desin'' dediklerinde önce kimse oralı olmadı . ama çocuklar büyük bir kararlılıkla direttiler ve oyunun sonunda salonda herkes yanında oturan kişilere seni seviyorum diyordu .

çöl : evet bir de yayla ilköğretim'de 4-5 yıl önce , yine bir şiir dinletisi etkinliğimizde seyirciler oyun başlayacağı zaman halâ konuşmaya devam ediyorlardı . çocuklar bir müddet hiç ses çıkarmadılar . sonra da ''lütfen emeğimize saygı gösterin'' diyerek izleyenleri susturdular . ve biz hiç müdahale etmemiştik .

şişedeki balık : oyunlarınızda dekor kullanıyor musunuz ?

çöl : hayır . çocuklar zaten her türlü dekoru kendilerinden yapıyorlar . ''sahnede çocuklar herşey oluyorlar'' . yalnız kostümlerimiz var , onları da arzu genç isimli arkadaşımız tasarlıyor ancak bu kostümler günlük hayatta da giyilebilecek kıyafetler oluyor .

şişedeki balık : zonguldak dışında başka bir yerde oynadınız mı daha önce ?

çöl : o biraz maliyetli oluyor . bir defasında alaplı'ya dünya tiyatrolar gününde gitmiştik . onun dışında başka bir yere de gitmedik . ama bizi çağırsalar başka şehirlerden , gideriz . çünkü bu emeğimizi başka şehirlere taşımak isteriz . şiiri oyunlaştırmak , türkiye'de birçok grup tarafından yapılan bir şey değil . o nedenle yaptığımız işi daha da önemsiyoruz...


daha sonra hep birlikte çocukların çalıştığı sahneye geçtik . karanlık salonda çocukların yüzleri su gibi ışıldıyordu . güzel bir dünya için haykırıyordu çocuklar . ''gör nasıl yeniden yaratılırım'' diyordu çocuklar . biz de çocuklara ''bir umudumuz sizde , anlıyor musunuz?'' diyerek , ayrıldık onların mısra mısra dünyalarından . dışarısının gürültüsü ve soğuğuna karıştı onların bize verdiği güç . dayandık rüsva etmemek için onları...


''şişedeki balıklar''

*bu sohbet 19 ocak 2008 tarihinde , yani hrant'ın öldürülüşünün 1. yılında gerçekleştirilmiştir.

Hiç yorum yok:

yasal uyarı

sitemizden indirmiş olduğunuz dosyalar her sanatçının kendi isimleriyle tescil edilmiş eserlerinin cd ve kaset kopyalarıdır... bu dosyalar size tanıtım amaçlı sunulmaktadır . müzik dosyalarını bilgisayarınızda 24 saatten fazla tutmanız t.c. yasalarına göre suç sayılmaktadır. bu tür bir yasal işlemde www.sisedekibaliklar.blogspot.com ve sitemizde reklamı ya da banner'ı bulunan diğer siteler bu duyurunun yayınlanmasını takiben sorumluluk kabul etmeyecektir.

iletişim

paylaşmak istediğiniz konular ve yazılar için mail adresimiz...

sisedekibaliklar@windowslive.com