12 Ocak 2010 Salı

vodka lemon (2003)...


kış mevsiminin tam ortasında balabanların eşlik ettiği ve kürtçe okunan hüzünlü bir ağıtla karşılıyor bizi votka limon . sovyetler birliği'nin dağılmasından sonra kendi kaderine bırakılan halkların zor şartlardaki hayatından izlenimler sunuyor . hüzünlü bir köy yaşamının yanısıra kürtlerin ve ermenilerin dostça bir arada yaşadığı bir yaşam bu . tabi dilovan'ın damadını vurmasını saymazsak . arada bir gülümseten ve sıkça insanın içini acıtan görüntüleri ve hisleri göreceğiniz ; rus , ermeni ve kürt kültürüne sahip insanların barış içinde çatışmadan ve saygılı bir şekilde aynı havayı soluduğuna şahit olabileceğiniz hoş bir yapıt . genel olarak özlem ve hüznün dışında izleyiciyi gülümseten bazı sahnelerin de göze çarptığı senaryoda en belirgin olanı sanırım arada bir film karesinden pervasızca geçip giden atlı şahıs olsa gerek . hüznü dağıtmak istercesine geçip yarıyor o anki kasveti dört nala atıyla . kısaca film yezidi bir kürt olan hamo'nun yaşantısı üzerinden şekilleniyor . kapitalizmin yoksullaştırdığı insanların kesişen hayatlarını hayranlıkla izleyeceksiniz . aynı zor hayat şartlarında olan nina ve kızı da hamo gibi içinde bulundukları ortamda zor anlar yaşamaktadırlar . nina'nın kızı bir piyano sanatçısıdır aslında . ama geçimini farklı bir yolla kazanmak durumundadır . ve asla kader olmayan bu hayatın ortasında
piyano çalan bir kadının sanatını yarıda kesen korna sesi de kapitalizmin ta kendisidir aslında . hamo fransa'daki oğlundan ümitlidir . ama hiçbir şey beklediği gibi olmaz . evdeki tüm eşyalarını satan hamo , nina ile kıznın piyanosunu da satmak için yola çıkarlar . ve hoş bir süprizle bizleri gülümseterek son bulur film . büyük bir aşk ve gelen baharla birlikte .


sunu : proleter balık




Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...