22 Aralık 2009 Salı

ceplerdeki kahkahalar...

merdivenin üçüncü basamağında durdu . baktı upuzun giden merdivenlere , ne çok yorgundu . ama onu yoran burası ; bu basamaklar değildi . aklı yorgundu . yormuştu beynini insanlar . kâlbi yorgundu . kâlbine her giren , tuzla buz edip çıkmıştı oradan . alışkındı güldüğü arabesk şarkılara benzeyen hayatına . radyoda bir adam ''sil gözünün yalnızlıklarını'' diye söylüyordu şarkısını . sahi yalnız mı bakıyordu gözleri ; yalnızlığın o silinmez izi , gözlerinde mi ele vermişti kendini ? oysa ne güzel gizlerdi yalnızlığını , mutlu kahkahalar maskesini hiç çıkartmadan yüzünden . ona bay kahkaha diyenler vardı . kahkahalarına iltifatlar edilirdi . güzel kahkaha atardı adam . kim duysa içi neşelenirdi o kahkahaları . ama yalnızdı bay kahkaha , hem de başı ve sonu görünmeyen bir merdivenin ortasında yapayalnızdı...

sadece merdivenlerde çıkartırdı maskesini yüzünden . bay kahkaha gizledi kahkahalarını ceplerine ; merdiven biter bitmez çıkarıversin diye . her basamakta kırılan hayâlleri var gibi . basmak istemiyormuş gibi bir edayla attı adımlarını basamağa . acısı yüzündeydi . zaten saklanmış kahkahalar olmayınca , yüzünün ortasında öylece duran acı sebebiyle kıpırtısızdı yüzü . farketmemişti hiç , bir baktı ki son basamakta . birden o şen kahkahalardan birisi çıkıverdi cebinden ve...


''rina''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...