4 Aralık 2009 Cuma

geleceğe dair bir öykü...

ve işçiler göğün fethine çıkıyordu...

güneş yavaş yavaş yükselmeye , evlerin ışıkları yanmaya başlıyordu . bazı işçiler homurdanarak , bazılarıysa gülerek ve arkadaşlarıyla şakalaşarak indiler madene .

öğrenci evlerindeyse , ışıklar ya birkaç saat sonra ya da öğlene doğru yanmaya başladı . yalnızca bir evdeki ışık geceden beri hiç sönmemişti . anlaşılan evdekiler güneşin doğduğunu bile farketmemiş ve ışığı söndürmemişlerdi . küçücük bir evdi bu . ve dıştan bakılınca içerde sekiz kişinin bulunabileceğini tahmin etmek mümkün değildi . hararetli bir tartışma saatlerdir sürüyordu . elbette böyle zamanlarda eksik olmasına pek ender rastlanan sigara dumanı ve ocaktaki çay da evdeki yerlerini almışlardı .

güneş doğup , işçiler madenlere indiği sırada , kadın bir öğrenci konuşuyordu :

''saatlerdir tartışıyoruz , ukrayna'da başlayan devrime , buradan nasıl yardım edebiliriz ? evet , zonguldak , ukrayna kıyılarına çok yakın , ancak şu anda bu bir anlam ifade etmiyor . bazılarınız üniversitede bunun üzerine toplantı yapmayı ; başlayan devrimle dayanışma gösterisi örgütlemeyi öneriyorsunuz . bu , şu anda yapabileceğimiz tek şey gibi görünüyor bana ama şu da bir gerçek ki ; ukrayna'lı işçiler çok fazla dayanamayabilirler . yalnız rusya tarafından değil , abd ve avrupa ülkeleri tarafından da kıskaca alınmış durumdalar . umalım ki , orada yanan ateş yayılmakta ve bu topraklara kadar ulaşmakta geç kalmasın . biz burada asıl olarak bunun için uğraşıyoruz''

öğrenciler neler yapacakları hakkında bir program hazırlayıp , birer birer evden çıktılar . üniversite yönetiminin yapılmak istenen toplantıya , doğal olarak izin vermemesi sonucu , yüzlerce öğrenci bir anfiyi işgâletti ve yaklaşık üç saat süren tartışmalar başladı . güvenlik güçlerinin kapıları iyice zorladığı ve kırmaya yaklaştığı sırada toplantı da bitmek üzereydi . öğrenciler ukrayna'lı işçilerle ilgili bir dayanışma metni hazırlamış ve türkiye'nin tüm üniversitelerine bu dayanışmaya katılma ve gösteriler düzenleme çağrısında bulunmuşlardı . tam bu sırada camlar ve kapılar krıldı , ortalık bir anda savaş alanına döndü . polis , ele geçirebildiği kadar öğrenciyi gözaltına aldıysa da , çok daha fazla sayıda öğrenci dışarı çıkmayı başarmış ve yürüyüşe başlamıştı .

ertesi günün akşamı haberlerde zonguldak'lı öğrencilerin çağrısına yanıt veren üniveriste öğrencilerinin gösterileri vardı . daha önceki eylemlerden farklı olarak , bir devrimi desteklemek için yapılan bu gösterilere polisin tepkisi de daha farklı olmuş ; ''güvenlik güçleri'' tarafından üç öğrenci öldürülmüştü .

gündem , bir yandan ukrayna'daki iç savaş ve bazı bölgelerin işçi sovyetlerinin eline geçmesine ; diğer yandan da tüm dünyada devrimle dayanışma gösterilerine kilitlenmişti . sendikaların en ufak bir açıklama yapmadığı birkaç günün sonunda , işçiler şalterleri indirmeye , sokaklara çıkmaya başladılar . ilk grev gebze'de olmuş , oradan istanbul , kocaeli , bursa ve izmir'e kadar yayılmıştı . ardından adana , mersin ve batman grevleri geldi . binlerce işçi sokakları işgâl ediyor , ukrayna devrimiyle dayanışma mesajları veriyordu . bu günlerde çıkan çatışmalarda onlarca işçi canından olmuştu ve bunun üzerine silâhlanmaya başlamışlardı . birkaç şehirde sokak çatışmaları başlamıştı ama dağınık ve parçalı olarak sürdürülen çatışmalar çok az işçiyi kapsıyordu . yenilgiye baştan mahkûmdular .

günler hızla akıyor , dünyanın dört bir yanından işçi grevleri ve gösteri haberleri geliyordu . bu sırada ukrayna ordusu işçilerin elinde olan birkaç şehri daha ele geçirmiş ve bu şehirlerdeki tüm isyancılar kurşuna dizilmişti .

zonguldak'lı öğrenciler umutlarını yitirmeye , eylemlerini azaltmaya başladılar . yalnızca daha önce bahsi geçen sekiz öğrencinin sokağa çıkartabildiği yüz kişilik bir topluluk her gün eylemlerini sürdürmeye devam ediyorlardı . onlar , ülkenin her yanından gelen haberlere madencilerin kayıtsız kalmalarına şaşıyor ; bazıları da madencilerin hiçbir şey yapmayacaklarını söylüyorlardı .

önce zonguldak limanından hareket etmeye hazırlanan ve ukrayna ordusu için silâh taşıyan bir tankerin askerler tarafından ele geçirilmesi haberi geldi . bu sırada madenlere , bildiri dağıtmaya giden öğrenciler hiç de beklemedikleri bir durumla karşılaştılar :

''işçilerin vatanı yoktur'' yazıyordu dev bir pankartın üzerinde . ve arkasından binlerce madenci yürüyordu...


''papalina''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...