21 Aralık 2009 Pazartesi

insan kapitalist doğarsa...

milenyumun ilk yıllarında , dertler bitti , milenyuma girdik ya hayat alabildiğine güzel . japonlar ne büyük bir teknoloji bulmuş . amerika aya gidiyormuş , ne ki ? . bizim süper türk , vatandaşlık numarasını kısa mesajla göderdimi , kredi alma imkânı buldu . oysa mehmet'in (daha annesinin karnında) henüz vatandaşlık numarası yoktu . neyse , çözüm yok değil ya , demokraside çareler tükenmez... o da babasının vatandaşlık numarasını kullanarak ''doğum kredisi''ne başvurdu . onun için sorun değil , dünyaya geldimi gerisi kolay .

akrabalarının , hoşgeldin hıçkırıklarıyla ilk taksidini öder ; bu arada vatandaşlık numarasına da sahip olur . sonra bir mesaj daha gönderir ve ''yaşama devam kredisi'' alır . bununla da doğum kredisi borcunu öder nasılsa . annesi tarafından besleneceği için geçim sıkıntısı da çekmeyecektir . borcunu da eş dosttan aldığı kuruşlarla hâlleder . ama tek sorun doğmaktı .

mehmet dünyayı görmek için acele ediyordu . ama annesi ona ''hiç acele etme doğmaya bebek'' türküsünü dinletiyordu . öyle kızıyorduki mehmet buna ; doğunca adam öldürmeyi bile göze alıyordu bazen . ne demek , dünyayı görmek için gün sayan bir kişiye ''hiç acele etme doğmaya bebek'' diye türkü dinletmek ? sonra geç kalırsın yağmaya bebek ! niye yağmaya geç kalacaktıki ? o yaşamaya geliyordu dünyaya . küçük alanda sıkılmıştı zaten . koskoca dünya , ona da biraz yer düşerdi elbet . dünyanın büyük olduğunu annesinin okuduğu kitaplardan öğrenmişti .

o adam olmasa dünya çok güzeldi mehmet'e göre .
günler günleri kovalayıp doğum günü geldi . annesinin acılar içinde kıvranışı onu daha da heyecanlandırdı . çünkü annesi hariç herkes çok mutluydu ve heyecanla mehmet'in doğmasını bekliyorlardı . bir acayiplik vardı bu işte . demekki doğmasını istemeyen tek kişi annesiydi .

dünyayı gördüğünde durum farklıydı . gözlerini açtığında suratsız bir hemşire annesine komutlar veriyordu . çok kızdı ama hesap soramazdıki onların eli kadar bir şeydi . hemşire vücudunu silip beslenmesi için annesine verdi onu . annesinin şefkâti tüm görüşlerini değiştirmeye başladı . çünkü buradakiler tam bir stres faktörüydü . bekledği gibi altınlar ve gümüşler de gelmemişti . hastaneden çıkarken babasına verilen borç kağıdını gördü . anladıki kredi verilmemişti . bizim süper türk'ün buluşu mehmet için işe yaramadı . borç kağıdını fazla kafasına takmadı . nasıl olsa babası tarafından ödenecekti . şimdi büyüme zamanıydı .

mehmet her geçen gün daha da güzelleşiyor , yapılan sevgi gösterileri çok hoşuna gidiyordu . televizyonla da tanışmış , annesinin kucağında izlemeye doyamıyordu . günlerden birgün , televizyonda bir reklâm ilgisini çekti . bu reklâmda adamın biri kendisi gibi küçük bir bebeğe ''babana sor banka hesabı var mı?'' diye öğüt veriyordu .
konuşmayı bilse hemen soracaktı . çaresiz erteledi ve daha birçok hayâlini erteleyeceğinden habersiz büyümeye devam edecekti...


''beta''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...