25 Ekim 2009 Pazar

gülersen...

çocuklar var yanıbaşımızda bir yerlerde ,
medeniyet yularını sırtlamışların
kendini demokrasi yaratıcısı sanıp ,
size de demokrasiyi getireceğiz diyenlerin
üzerinde cirit attığı bir yerlerde .

ağlıyor bu çocuklar , haykırıyor
kolu bacağı kopuyor , sakat kalıyor
daha da kötüsü ölüyor bu çocuklar ,
ne olduğunu anlamadan .
ama görmüyor bu kan sellerini ,
ceset yığınlarını , demokrasiciler !
duymuyor o yürek parçalayan çığlıkları .

içlerinden biri çıkıp da ;

''hey çocuk sus yeter ağlama artık ,
sen artık hep gül , gülümse
öyle bir gülümse ki
gülüşün tutuklansın , bakışın yasaklansın
dağlar dağ olmaktan utansın
sen gülersen
mardin'de darülzeferan'da vaftiz olur bütün çocuklar
fırat dicle'sine kavuşur
şatt'ül arap çöl olur gülersen
ağrı'da , ishak paşa sarayı'nın gölgesinde
ahmed-i xani mezarında gülümser
gülersen
ığdır'da , neşeli bir kayısı ağacı çiçek açar

açar bahçesinde gülleri annenin
gülersen
erzurum'da bahar gelir
mardin'de kapı şen olur
xecé , siyabende kavuşur
yıkılır nemrut
sen gülersen
tüm dünya güler annenin gözbebeklerinde''

diye demedi bir türlü .

belki de doğru olan budur
ortada hep bir yanlış var
ama bu yanlışı kimse bulamıyor
ben bu yanlış için bir tahmin yürüttüm
ama ne kadar doğru onu bilemem
belki yanlış olan bizim demokrasi anlayışımızdadır
belki de demokrasi ancak bu şekilde yaşanıyordur bu ülkede
kimbilir...


''sessiz balık''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...