27 Ekim 2009 Salı

rum dulun şarkıları...

şairin kaldığı yerden devam edercesine ,
bir mektup yazdım bu sabah
bir şey koymadım içine
cigarası , kazağı ve sigarası haricinde
yağmurlu mu gökyüzü ,
martıları kaybolan şehirde
anımsar mı beni gördüğü gözleri , o kenti
ağlamaklı değil ,
hüngür hüngür ağlamaklı
o adamın kimsesi olmadığından değil mi ;
kalkıp gitmesi hiç görmediği bir ülkeye
ve bizlerde de biraz suç yok mudur ;
atıvermesinde kendini denize ?
oysa bunları düşünmemeliyim
böyle üzgün , böyle mağrur
dur güneş açma gözlerini güne
hava karanlık daha iyi
dağılan mürekkebin izini kurutamazsın
ben ağladıkça o kağıt ıslak...
anlıyorsun değil mi kayıkçı ?
öyle sal yapar gibi kurtulunmaz benim ıssız adadan
burası öyle serin öyle serin ki
yaklaşık dört saat
dört mevsim kadar renkli , uzak
yeni bir keşif kadar heyecanlı
ölmek kadar dar sokaklı bir ada...
şimdi ne kız kulesi ne de galata köprüsü
her şey için bir cevap hakkı
tartışmaların anlamsız bekleyişleri
üstelik dünya olmadığı kadar kör
bu bir kör dönüşü dünyanın
anlıyorsun ya yorgunum ve de kırgın
ama böyle kalmayı istemek de hakkım
daha beter olmak istiyorum ben
dostsuz , havasız , ışıksız
herkesin güldüğü diş macunu reklâmlarının inadına ,
ağlamak istiyorum
yalnız kırık demekle anlatılmayacak kadar ,
parça parça olmak istiyorum
size de tavsiye ederim kayıkçı
lütfen bir deneyin ,
yaptığınız salla denize açılmayı
açılmayı...
boğulmayı...
ölmeyi...
şairin kaldığı yerden bitirmeyi mektubu ,
içine de başka bir şey koymamayı...


''lepistes''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...