6 Ekim 2009 Salı

mesel...

dün gece isa'yı gördüm seyrimde
sağken de böyleydi , bir yarı ölü
hayâlen duruyor sal üzerinde...
su desen , su değil , celile gölü
asılmışlar gibi boynunda haçı ,
sal yalpaladıkça o da sallanır .
karşıda bir alay berduş balıkçı
haça dalıp dalıp da dalgalanır .

malum ya , peygamberlik de bir meslek
onun da bir fenni , bir marifeti var .
ilk fırsat , malını öne sürecek
ki talep çoğalsın , gelişsin pazar
isa'nın fenni ne ? mucize elbet...
hatırlar , incil'i bilenleriniz :
zekeriyle balık tuttuydu hazret
imân kuvvetine bakın hele siz !

düşüme girince dedim ki : ''yoksa ,
meydan mı okuy'cak yine doğaya?''
sahiden de çözüp uçkuru isa
sarkıtıvermez mi kamışı suya !
bekleye bekleye bir hâl olduk tabiy...
e , değerdi ama böyle olaya...
çıka çıka sudan ne çıksa iyi ?
soğuktan morarmış bir kuru bamya !

ince saz başladı o zaman işte !
ters bir nota verdi tanrı elçisi :
türk ordusundaydı en büyük hata !
denize dökünce marx'ı , engels'i ,
kitaplardan geçti balıklara da
diyalektik materyalizm illeti !
''ne mucize , ne ağ , ne de tırata ,
yutmuyorlar artık'' diye diretti .

sonra kumkapı'dan çıktı asfalta
resmii bir taksiye atlayıp gitti .


can yücel
''sevgi duvarı'' adlı kitaptan

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...