7 Temmuz 2009 Salı

anlamını yitiren ben...

hangi canlıya düşse esrik bir yorgunluk
zayıf bedenimin altında eziliyorum
gözlerim artık eskisi gibi değil
daha az görüyorum
kulaklarım seslerin frekansını kısıyor
bazen hissetmiyorum bedenimin bir parçasını
kâlbimi medikal ilaçlarla canlı tutuyorum

sevda eskisi kadar yakın değil
kuş sesleri anlamını yitiriyor
güneş ısıtmyor eskisi gibi
şans oyunlarından da medet ummuyorum

aklım uyumak , uyanmak ve canlı kalmak için çalışıyor
midemi minimal ihtiyaçlar için kullanıyorum
fazlası yorucu tüketimden başka bir anlam ifade etmiyor
mesela kirazın tadını bilmiyorum
şeftalinin kokusu enfes gelmiyor eskisi gibi

sadece tütün anlamını yitirmedi
her yasağa karşı biraz daha bağlanıyorum
hergün daha fazla istekle sarılıyorum ,
paketin büyülü güzelliğine
daha çekici geliyor bazen sigara ,
bir kadının zarif bedeninden
ve bir dostun içi ısıtan gülümsemesinden

ve kendimi kafesinden bırakılan bir hayvan gibi hissediyorum
hangi yöne dönsem bir belirsizlik
hangi dalı tutsam kökünden kuruyor ağaç
acı ve sevinç eskide kaldı
kahkahalarımı dijital bir ortamda saklıyorum
ve fotoğraf karelerinde gülümsüyorum
birgün tekrar dönerim diye



''beta''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...