20 Temmuz 2009 Pazartesi

hançer...

geçen sonbahar gömmüştük hançerimizi
kare taşlardan yapılmış bir avluya
hem değerli, hem keskin bir hançerdi.
kabzası erimiştir şimdi , benziyordur
sığırtmaçların yosun tutan saçlarına .

iskeletine kan yapışmıştır yer altında ,
solucanların , atmacaların kanı .
avluyu örten kan taşlarına düşüp
derinlere dağınık bir çizgi biçiminde
uçmalarını gönderen atmacaların kanı .

yollarındaki fenerleri yakmıştır deniz .
hançer tek yenilgisini bizden almıştır,
bakmaktadır oluğunun ülkesinden akşama ,
düşerken kanatlarına tutunan kuşlara .
ve biz son yenilgimizi ondan almışızdır.

bir dilencinin sesindeki gri sessizliği
nedense ürkütüyor, dağcıların göğünü,
denizleri sırtlarında birer panterle geçen
ip yürekli gemicilerin yüzünü ürkütüyor
bir hançerin paslanırken çıkardığı gürültü.


''ülkü tamer''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...