20 Temmuz 2009 Pazartesi

bir temmuz akşamı...

hey asker ne yapıyorsun diye sert bir ses duyuldu , derin bir denizin dibi gibi karanlık bir gecenin içinden . kulağıyla sesi dinleyen asker , omzunda silâhı ile serin bir temmuz gecesi van'ın gürpınar ilçesinde , karanlık gökyüzünün ortasına ufak pırlantalar gibi serpiştirilmiş yıldızlara dikmişti gözlerini . alıp onu götürmüştü belki de o gece yıldızlar başka bir zamana . hey asker ne yapıyorsun diye sert bir ses duyuldu ,en yüksek yerine pırlantalar gibi parlayan yıldızlar serpiştirilmiş karanlık gecenin içinden . asker , omzunda silâhı ile gökyüzünde kayan yıldızları sayıyordu . saydı , saydı , bıkmadan saydı . üç saatlik nöbeti içinde tam yirmi yıldız kaydı . omzunda silâhı asker , saydı tüm kayan yıldızları gözünü kırpmadan baktığı gökyüzünde . oysa yakışmazdı omzunda silâhı asılı olan bir askere , nöbet sırasında kayan yıldızları saymak . oysa asker her şeyden nefret etmeliydi . kayan yıldızlardan bile . ama o omzunda silâhı varken bile düşünmedi öldürmeyi ne yıldızları ne de başka bir canlıyı .



''proleter balık''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...