23 Temmuz 2009 Perşembe

hamur-iş'te bir düş yolculuğu...

sıcak bir kadıköy akşamüstüsü . sırtımızda ıslak gömleklerle , içimize işleyen kuraklığa yazarak çözüm arıyoruz , bu basık ve yarı aydınlık hamur-iş'te . sokaktan gelen sesler insana nerede olduğunu unutturuyor . bir ingiliz'in cümleleri ingiltere'ye ; bir alman turistin cümleleri avrupa'ya veya bir çinli'nin ilginç sözcükleri bizi asya'ya götürüyordu . ama biz hep aynı noktada bir masanın başında bir şeyler karalıyorduk sarı saman kağıda ; şimdi bambaşka yerlerde olma heyecanıyla...

otobüs az önce kalktı . nereye gittiğimizden habersiz muavinin sorularını yanıtsız bırakıyoruz . üç kişiyiz...gökyüzü , yüzündeki gülücükle otobüsün penceresine sıcak mektuplar yolluyor . önümüzde yollar , umuda heyecana koşuyor . şimdi geçtiğimiz sıra dağları görmemiştim hiç . altında yolaldığımız gökyüzü yepyeni . aldığımız her nefes yepyeni . eskiyen her şeyi geride bıraktı bu yolculuk . neşeli bir balkan ezgisi çalıyor , her notasında neşe ve coşku dolu . üç kişiyiz ...dördüncümüz gülümseyen bir kadın yüzü gibi ışıldıyor . yeniden başlıyor her şey . ver elini dünya , götürelim seni de ...


''crispos ve proleter''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...