14 Kasım 2009 Cumartesi

bir türkü var...

bir türkü var
hem aklımda hem dilimin ucunda
sözlerinin çok azını biliyorum
gerisini uyduruyorum
ve içimden söylüyorum
bağıra bağıra

sözleri hiçbir dünya diline ait değil
ama anlıyorum
bana ana dilim kadar yakın

türküde bir adam
otobanın kenarında
mazot kokulu çimenlerin yanında
beli biraz kambur
gözünde yalnızlık

türküde bir kadın
bütün masumiyeti alınmış
önünde bir kadeh içki
karşısında üç beş çıkarcı pezevenk

o türküden uzaklaşmak için
bir iki günlük kaçamaktayım
uzanmışım sarı sahile
kulağıma çalındı yine o türkü
çıplak vücutların arasında
basma etekli başörtülü bir teyze
kocası serinlesin diye o orada terliyor
o türküyü mırıldanıyor başı öne eğik

o türküyü unutmak için
tahtakurulu bir meyhanedeyim
arkada , hayatından hürriyetinden ;
işinden emekli bir masa
masada bir adam
iki kelâmı doğru söyleyemeyecek kadar ;
mezeye dadanmış
tahtakurularını inlete inlete o türküyü söylüyor
hiç sekmeden
ve adam türküyü bitiriyor
bende perdeler kapanıyor .


''balık ekmek balığı''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...