24 Kasım 2009 Salı

sen...

elleri bağlanmış birisi gibisin
çok uzakta bir şehirde dönüş bileti olmayan ,
hiçkimsenin tanımadığı ,
ve tek bir kelime onların dilini konuşamayan

fırtınanın mahsur bıraktığı yabani otlardan biri ,
tek bir bulut gökyüzüne takılı kalmış ,
ölmeye adanmış bir kurban
tek tanrısı kendinden başka biri olmayan birine üstelik

daha önce yaşamış ve sevmiştin hayatı
gözlerinin içinden koklamıştın tüm o bahar çiçeklerini ,
şiddetli bir baş ağrısı gelip yerleşinceye dek gözbebeklerine
ve mesafeler kokuları çok dağıtıyor

gece olunca uykudan uyanıp sebepsiz ;
ne olacağını düşünen biri
tüm gün boyunca adımını atmadan sokağa ,
herşeyi unutmaya çabaladıkça hatırlayan biri

bu tipi bitinceye dek huzurlu bir mağaraya saklamalı kendini
savaş alanının ortasında tarafsız bir er gibisin
uzak , sis içinde ve kaybolmuş cesaretinin erittiği ,
saçma sapan hayaller içindesin

bir an herşeyi anlamsızlaştırır ve onları kaybedersin
canını sıkan ne varsa görmezden gelirsin delirmemek için
oysa neden bu kadar korkar delirmekten insan ,
dışarısı bir tımarhaneyken hatta

bütün bunları yeniden görmen çok fazla zamanını almayacak
ve her defasında yeniden düşecek zırhların
kumdan kalelerini yıktığında rüzgâr ve dalgalar ,
bir kez daha yıkılacaksın

bence delir
bence bağır istediğin kadar
işte bu , işte orada diye kepaze et onları
susup öldürmekten kendini her zaman daha iyidir bu .


''lepistes''


''iktisat siyaset'ten de lepistes''

1 yorum:

proleter balık dedi ki...

güzel bi şiir bu ,

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...