5 Kasım 2009 Perşembe

papatyayı kurtarma telâşı...

papatyaları kurtarma telâşı bu
sardunyaları da
bir rüzgârın taşıdığı kent , deniz kokusu
ayaklarımı öylesine bastığım
çıplak tenlerine dokunduğum bir yer
tümüyle görebileceğim kadar yüksekteyim
hiç olmaz mı dediğim neydi
neydi bu uzun yürüyüşe çıkaran beni
koparan biraz biraz
eksilten artıran
baktım da güneşe kapamış güzel yaşlı kadınlar şemsiyelerini
onların entarileri , tarat bezleri , aspirinleri
oysa çocuklar şemsiyelerini açmışlar güneşe
yeni bir başlangıç mı bizimki

gürültülü patırtılı kalabalık istanbul otobüsleri
ineceğim duraklara hazırlıklı mısın diyorum ses yok
öylesine bir kağıda not edilmiş dudaklar
yırtık yarısı yazılmamış adresler
silinmiş son üç numarası bir telefonun
yine de arıyorum
aradıklarım boşa çıkıyor
boşları arıyorum
bir yerde muhakkak hata yapıyorum

kitaplar sedir sedir , gün gün kitaplar
bir ucundan sen yakmışsın bir ucundan ben
boş bir çöp bidonu rastgele inlemekte düşerken yokuş aşağı
gözlerin içinde karanfil ışıkları
sırlarımı açtığım bulutlar sır oldu
yağmur gizliden bile yağmıyor
akşam olsa bir tur atsak sefaları
kadıköy'den ev tutma heyecanları
bırak allah aşkına kardeşimişin mi yok uykuları
günlük vitaminler
günlük nazlar niyazlar
akşam rüzgârlarına hasret yazlar
işte tüm bu çabam su bardağı
senin içindeki papatyayı kurtarma telâşı
sardunyayı da...


''lepistes''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...