5 Ağustos 2009 Çarşamba

soom (2007)...


bir hapishanede jang-jin adlı şahısın , intihar girişimi haberiyle başlayan film genel olarak kişiler arasındaki sevgi ve nefret kavramlarının içiçe olduğu bir yol izliyor . jang-jin idama mahkum olmuş ve cezaevinde birkaç mahkumun olduğu bir koğuşta öleceği günü beklemektedir . olayı haberlerde gören ve evliliğindeki ilişkisi iyi gitmeyen kadın bu olaya ilgi gösterir . kısa süre sonra o mahkumu ziyaret etmeye karar verir . mahkumun ve kadının daha önceden birbirlerini tanıyıp tanımadıklarını anlayamadığımız bu ilginç yakınlık gün geçtikçe boyut kazanır ama işin içinde gerçekten bir aşk var mıdır bilinmez . belki de kadın , kocasına olan aşkını yeniden bulma çabasındadır sadece . kadın cezaevine yaptığı ilk ziyaretlerinde jang-jin'e ölümü ve mevsimleri anlatır . filmin renkli ve hoş sahneleridir bunlar . kadın , ziyaret odasını duvar kağıtlarıyla süsler ve havasını değiştirmeye çalışır . sanırım kadının bu davranışlarında kocasıyla arasındaki duygusal ilişkinin kötü gidişi oldukça etkili oluyor . filmde göze çarpan iki hapishane vardır aslında . biri idama mahkum adamın kaldığı ; diğeri ise kocasının ilgisini kaybeden kadının evdeki yalnızlığıdır . senaryoda bulunan ilginç temalardan biri de koğuştaki mahkumlardan birinin jang-jin'e duyduğu ilgidir . ve sanki , ölüme mahkum bir insanın başka bir insana bağlanmaması gerektiğini vurgulayan , koğuştaki diğer insanların tavırları da dikkate değer cinsten . kısacası , ikili ilişkiler , nefrete dönüşen sevgi ve aldatma üzerine kurgulanmış hoş bir film .



sunu : proleter balık




Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...