10 Ağustos 2009 Pazartesi

fallo-krasi mi ?...

erkek çocuklar , çocukluklarının bir döneminde ''işeme yarışı'' yaparlar . 5-10 yaşları arasındaki bir yarışmadır bu . erkek çocuklar yan yana dizilirler , pipilerini çıkarırlar ve birlikte işerler . kim daha uzağa işerse yarışı o kazanır . bu olayın simgesini de , büyüdükleri zaman ''sidik yarışı'' diye kullanacaklardır . henüz ergen olmamış çocukların güç gösterisi böyle olmaktadır . daha doğmadan nice beklentiye neden olnuş ''erkeklik''leri artık hayatları boyunca onlar için ''yaşamsal önemde'' olacaktır . onlar , artık ''fallo-krasi'' toplumunun üyesidirler .

fallus , erkek cinsel organı demek . krasia da güç anlamına geliyor . belki de ''fallo-krasi'' , aristokrasiden de demokrasiden de daha yaygın , daha etkin bir toplumsal yaşama biçimi . ne var ki , fallusun böyle kutsanması , erkeğin başının büyük belası olacaktır . en büyük mutluluklar da en derin mutsuzluklar da buradan kaynaklanacaktır . aşırı böbürlenmelerden bir türlü kendine güvenemeyişe uzanan karmaşık bir zincirlemenin gel-gitleri , erkek çocuğunun güçlü bir iç yönelişi olacaktır . böylesi bir ''fallosantrik'' duygu dünyası , belki de erkeğin ; cinsel hayatı doğal bir olgu olarak kabul edebilmesinin önündeki en büyük engeldir .

kanımca , bu ''fallosantrizm-fallus merkezcilik'' , erkeğin duygu dünyasında özgürleşmekte güçlük çekmesine yol açıyor , onu engelliyor , daraltıyor . erkeğin bu fallosantrik kapanışı , öncelikle kendisi için sorundur . ama burada kalmayacak , kadınların duygu dünyasını da etkileyen bir yoğunluk kazanacaktır . kadının duygu dünyası (kuşkusuz , insanın duygu dünyası) fallusta odaklaşamayacak kadar zengindir , renklidir , geniştir . kadının duygu dünyasının zenginliğini farkedişinde fallusa sahip olmamasının üstünlüğü var . kuşkusuz ki , üstünlüğünün bilincine ulaşması için onun da ''fallus kültü''nü aşması gerekiyor . bu da kadının fallusu tanıyışı , erkeğin fallusa bağımlılığını anlayışıyla gerçekleşir .

bizimki gibi geleneksel kültürün güçlü yaşandığı toplumlarda bu aşama , kadın için evlilik ya da kent koşullarının geleneksel bağları gevşettiği koşullarda gerçekleşir . kadın , sezgisel gücüyle erkeğin ''fallus bağımlılığı''nı farkeder . farkettiği bir diğer gerçek de kendisinde fallus bağımlılığı olmadığıdır . kadının erkekten daha önce farkettiği bir diğer gerçek de , ''fallusun cinsel simge olmaktan öte şeyleri de temsil ettiği''dir . toplumsal yükleme erkek için o boyutlara varmıştır ki , bütün etkinlik , değerler simgesi , işe yararlılık , varlık-yokluk sistemi fallusta odaklanmıştır .

bunun farkına varan kadın için bundan sonrası çok kolaydır . geleneksel anahtar - kilit benzetmesi (erkeğin cinsel organının anahtar , kadınınkinin ise kilit oluşu) tersine döner . anahtar artık kadının elindedir , kilit ise erkeğin önündedir . erkek kendi fallusuyla kilitlenmiştir . kadın o kilidi isterse açar , isterse açmaz , isterse kilidin önünden anahtarı sallayarak geçer .


''dr. erdal atabek''

''kışkırtılmış erkeklik bastırılmış kadınlık'' adlı kitaptan

Hiç yorum yok:

yasal uyarı

sitemizden indirmiş olduğunuz dosyalar her sanatçının kendi isimleriyle tescil edilmiş eserlerinin cd ve kaset kopyalarıdır... bu dosyalar size tanıtım amaçlı sunulmaktadır . müzik dosyalarını bilgisayarınızda 24 saatten fazla tutmanız t.c. yasalarına göre suç sayılmaktadır. bu tür bir yasal işlemde www.sisedekibaliklar.blogspot.com ve sitemizde reklamı ya da banner'ı bulunan diğer siteler bu duyurunun yayınlanmasını takiben sorumluluk kabul etmeyecektir.

iletişim

paylaşmak istediğiniz konular ve yazılar için mail adresimiz...

sisedekibaliklar@windowslive.com