17 Ağustos 2009 Pazartesi

soluk soluğa...

büyük aşklar yolculuklarla başlar
ve serüvenciler düşer bu yollara ancak
onlar ki dünyanın son umudu
soyları tükenen birer çılgındırlar

ne bir adresleri vardır onların yeryüzünde
ne de aşktan başka bir sığınakları
ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında
ölümle alay ederler sanki

nerde beklenirlerse ordaydılar
bir kez bile gecikmediler ömür boyu
neydi onları ordan oraya savurup duran şey
onları daima yalnız kılan
neydi bu yaşam denilen gürültüde

her dilden bir adları vardı onların
ama hiçbir ülkenin kimliğini taşımadılar
sarışındılar belki de esmer
yani birçok yüzün bileşkesi

ne altın arayıcısıydılar ne de aylak bir gezgin
vurulup düşseler de her kuşatmada
serüvencidir onlar ve hiç ölmezler
ki onlar hep yalnızdır ve her nasılsa
bulurlar heder olmanın bir yolunu
onlar ki bu dünyada kahraman olmaya mahkumdurlar

sislenen anılar kaldı bize onlardan
renkleri bozulup duran solgun anılar
nasıl yazılmalıki silinip gitmesin
bulutlar gibi çekilmesin gök boşluğuna

bileği güçlü ve gözüpek avcılar mıydı
onları kuşatıp yeryüzü cennetinden atan
yoksa kendini tüketen hüzünler miydi
vurulup düştükçe ışığını karartan

o serüvenlerin günlüğü tutulmadı
yazılmadı o insanların destan şiiri
parça parça ettirilseler bir kartala
(ki sanırım böyle oldu sonları)
fışkırır yüreklerinden
başarısız ihtil
âllerin yangınları


''ahmet telli''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...