25 Ağustos 2009 Salı

ters yüz...

içimi dökmek istiyorum !
içine düşmüş olmalı
dalgın gözleri boy veriyor
kendini aşıyor kederleri ,
yaşlar yağıyor gözlerinden
kimse silmiyor
göz göze gelenler başını çeviriyor...
güm , güm , güm !
aceleyle yumruklanıyor kapım
pencereme taşlar atılıyor
aralıyorum penceremi
kapımı ardına kadar açıyorum
kapılardan , pencerelerden
her yerden giriyorlar
açık , kapalı her yerden...

-- hoş geldin demeyeceğim sana !
-- ......
-- eskiden sesler sağır ederdi kulaklarımı . seni çağırırdım gelemzdin !
-- (saatin tik tak sesleri)
-- herkes sustu şimdi ! konuştukça can yakan herkes !
-- (çınnn , çınnn)
-- delirtecek beni bu sessizlik...
-- ......
-- evet evet ! bu ölüm korkusu delirtecek beni , ya da delilik korkusu öldürecek...
-- (kalın bir roman yere düşer)
-- ne içersin anne ?
-- (musluktan şıp şıp şıp akan su sesi)
-- sen de sessizlikle mi girdin eve ?
-- (rüzgâr bir hışırtıyla penceredeki tülü havalandırır)
-- evet...
-- anne !
-- korkma !
-- peki niye bu kadar azaldık ? nasıl da telaşlara kapılıp sürüklendik , unutluduk , kimsesiz kaldık ...
-- ben de , sen de , hepimiz yalnızız . dün berabersek , birkaç gün mola vermekiyiz .
-- anne ? aynalar diyorum aynalara bak , ben çok yalnızım .
-- (bir şangırtıyla ayna paramparça olur . küçük yansımalar yerlere saçılır)
-- kabullen yalnızlığı ! bölüşemeyiz bunu , sarıl ona . hepimiz oradayız ve gün geçtikçe kalabalıklaşıyoruz .
-- (korkarak ve heceleyerek) ama anne ?
-- (yerdeki ayna parçaları ışıkla rakseder ve tavanda onlarca gölgeli ışık oluşturur)
-- söylediklerime inan...
-- (kilisenin çanları çalar)
-- annee ?
-- (annesinin göğsüne başını koymak ister)
-- hayır , bağlanma bana ! dışarı çık bak , en mutlu çift bile yalnız . alış artık buna , alış ! ve şunu iyi dinle :

terk edilmek değildir ;
öylece kalakalmaktır yalnızlık

herkes kendi kuytusuna çekilir
içini çekme öyle , büyü biraz , alış yalınlığa...

-- anne ? şu duvardaki tabloda mıydın ? yoksa aralanmış pencereden , umutla açılmış kapıdan mı girdin ? kefenlere sarıldın , şimdi gelip neden yalınlığı övüyorsun ?
-- büyü artık , büyü !
-- beni iknâ etmeye çalışıyorsun , ben yalnız değilimki sen varsın .
-- (sessizlik uğultuya dönüşür , rüzgâr eser yine . açık kalan kitabın sayfalarını çevirir)
-- anne...
-- ......
-- (gözleri , yıllardır vitrinde duran kırmızı şaraba takılır , şarabı açar iki kadeh getirir ve doldurur şarapla)
-- yalnızlığa şiirler bile yazdım anne , hiç birini okumadın . sen gitmiştin ! şimdi gitme ne olur dinle şunu :

yalnızlığımla en kalabalık sokaklara gidiyorum
aklım sokaktan daha kalabalık , bir başımayım !
şarapla yıkamalıyım eski kahkahalarımı
kırmızıya boyamalıyım gözyaşlarımı...

-- anne burada mısın ? her günüm aynı , biri yazmış hayatımın bir gününü , çoğaltıp duruyor sanki . fotokopi makinesinin ışığını güneş sanıp uyanıyorum , sıcacık çıkıyorum mekineden . aldanıyorum , yeni sanıyorum başlayanı . ama aynı ! hep aynı yalnızlık...
-- ......
-- (sayfaları uçuşan kitabın arasından bir kağıt çıkar)
-- anne bu senin el yazın...

gerçek neydi ? yaşadığımızdan uzak acının içinde kalmış olan gizli bir bilinmeyen mi ? gecenin bir yarısı aynaya yansıyan , rujun dağılmışlığı , gözlerin ağlamaktan akıttığı rimellerin iz bırakmış karartısı mı ? sokakların karanlığından daha izbe görünen , gerçeği açıklayan , yalnızlığın asaleti kadar , zorluğunu da anlatan bir terim mi ?

gerçeği içinde barındıran tek olgu zamanmış
güllerin kırmızılığının yerini almış sararmışlık
kokusunu hissedemez insan ;
ilk günkü kokusunu bilemezsen eğer
bir tütsü yakarsın , ardından ışıltılı mumlar
sevdiğin şarkı mutluluğun anlığı
zamanla odan hoş kokar , tütsü yanar
etrafa dağılır , zaman onu küle döndürür
mumlar parıldar , ışıklandırır odandaki kasveti
yok eder zaman , ışığı eritir
şarkı çalar , müzikle danseder ruhun
hayâliyle şarkı da biter
tütsü mum gibi geçmiş olur
istersen yeni bir mum yak ;
aydınlatsın
istersen yeni bir tütsü tutuştur ;
ferahlatsın
istersen başa al şarkını
aynı duygu yok ,
yokluklarımız tek gerçek...

-- anne ?
-- ......
-- (şarap şişesi ve kadehler yere düşer , kırık aynalar kanar adeta)...



''melek balığı''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...