14 Haziran 2009 Pazar

bir gün mutlaka...

attila ilhan'ın sisler bulvarı'ndan geçtim
hem de nâzım'ım gurbet gemisiyle
dolmabahçe'ye indim sonra
altıncı filo'yu gördüm altmışsekiz'in temmuzunda
nâzım'ım bir şiiri geldi aklıma
''delikanlım iyi bak yıldızlara
belki de bir daha onları göremezsin''
oysa deniz haykırmaktaydı sanki ,
bir cahit sıtkı tarancı şiirini :
''kapımı çalıp durma ölüm , açmam
ben ölecek adam değilim''
sonra tüm insanlar
istanbul'u dinledi gözleri kapalı
kuş ,gemi , deniz , insan ve ayak seleri...
gözler açıldığında ''devrim''asılmaktaydı darağacında
yine de haykırıyordu sunay akın
tüm aydınlar ve devrimciler için bir dizesinde ;
''ne zaman elektrik verilse
bedenimin tek bir hücresine
aydınlanıyor yurdumun lambasız tüm evleri'' diye .
birden diriliyordu devrim
her defasında olduğu gibi
hiçbir zaman ölmemecesine
can yücel ise küfrünü basıyordu
''dürzüler'' diye , faşist kan emicilere .
üstelik faili meçhul diye can vermekte
sivas , maraş , taksim
ve birçok aydın insan
elbette kimse yanmadan da
çıkaramayız karanlıkları aydınlığa

ve selenmekte ataol behramoğlu
''bir gün mutlaka''


''karanlık ışık balığı''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...