12 Haziran 2009 Cuma

yırtık ayakkabılar ülkesinde...

yırtık ayakkabılar ülkesinde , polisin izin vermediği şiirler ve tutuklanmaya çalışılan karikatürler...

ağzımızda türküler , zonguldak sokaklarından 1 mayıs alanına doğru neredeyse uçarcasına koşuyorduk . sırtımızda piyanosuyla timur selçuk'un ''1 mayıs''ı , defterimizde ise melih cevdet'in ''telgrafhane''si...dahası , yüreğimizde kavafis'in ''barbarlar''ı karşısında ilhan berk'in ''köroğlu destanı''. nâzım'ın ''çınar ağacı'' yalnızlığını önümüze katıp , kayın ağaçlarının örgütlendiği bir dünyanın hayalini , elimizdeki dövizlere yazmıştık. istanbul'dan şiirler , 1980 öncesi istanbul'u kulaklarından tutup getirmişti madenci kentine . bedri rahmi çinilerini şiire bulayıp biraz da unladıktan sonra , sait faik'in ''kiraz mevsimi''nde tanıştığı ayakkabı boyacısıyla birlikte zonguldak'a 1 mayıs'a gelmişti 2007'de . güneş akşama hoşgeldin demeden önce yüzümüzü yakarken , açelyaların utangaç yüzünü okşuyordu.

biz mayıs alanına doğru uçuyorduk , sırtımızda edebiyat küfeleri içinde , yırtık ayakkabılar ülkesinin işçileri , şairleri ve tabi ki karikatüristleri vardı . yani yükümüz ağırdı . polis , 1 mayıs'ta bu edebiyat küfesinin içindeki şiirlerimizi alana sokmadı . geçtiğimiz yıl devlet tiyatrosu'nun bu kentte oynadığı oyunların afişlerini bile alana sokmayan polislerin , tiyatro perdesini çoktan tutuklamış olduklarını anladık... tiyatrolar , hem de devletin kendi tiyatroları ; kendi polisleri tarafından gözaltına alındıktan sonra bu defa da can yücel'in sardunyaları alana sokulmadı . polisler , ''elbet bir kızıllığı var'' dediler . sardunyanın kızıllığından bile korkan polisler ; bedri rahmi'yi , yıllar önce ölmüş olmasından dolayı tutuklayamadılar ama , hrant dink'in ölümünden sonra geride bıraktığı ''yırtık ayakkabısı''nı 1 mayıs alanına sokmadılar .

birkaç gün sonra zonguldak'ta yaşanan ''karikatür krizi''(sizler bunu karikatür korkusu olarak okuyun) , yırtık ayakkabılar ülkesinin yöneticileri ve onların polislerinin , şiirden ve tiyatrodan sonra , karikatürlerden ve karikatüristlerden de ne kadar korktuklarını bir kez daha göstermiş oldular . (yani 2006 ve 2007 yılları , karikatürlerden en çok korkulan yıllar oldu)

''karikatür krizi'' olarak ifade ettiğim olay , mete arif tokmak'ın , bir karikatürünün doğu haber gazetesinde yayınlanmasının ardından , yerel basında birkaç yayın organının bilinçli olarak durumu çarpıtmasıyla ortaya çıktı .doğu haber gazetesinin sanat sayfasını hazırlayan mete arif , geçtiğimiz günlerde maden ocaklarında artan işçi ölümlerine ve son olarak ''gelik''te ölen işçilere dikkat çekmek için 2002 yılında yerel basında yayınlanmış bir karikatürünün tekrar yayınlanmasının ardından , kendilerini gelik'li olarak ifade eden bir grubun ; arkalarına , karikatürü daha önce yayınlamış olan yerel basının manipülasyonunu ve gedik belediye başkanını da alarak , mete arif tokmak'a karşı başlattıkları saldırılar ; karikatürlerden , dolayısıyla sanattan ve sanatçıdan ne denli korktuklarının en yalın ifadesi olmuştur .

ağır iş kollarından biri olan maden iş kolunda 2006 ocak ayından bu yana yaşanan 41 iş kazasında 57 işçi ölürken , 56 işçi de yaralanmıştır . bir yılda ölen bu 60 kadar insan , alınmayan önlemler ve olmayan denetimler yüzünden hayatlarını kaybetmiştir . madenci kenti olan zonguldak'ta , işçi sağlığı ve iş güvenliğinden yoksun , kaçak ve özel ocaklarda yaşanan kazalarda ölümler artsa da , ne sendikalar ne de ttk'nin hiçbir adım atmadığı böyle bir dönemde , kulaklarını işçilere ve madenlere kapatanlar ; maden işçisinin yaşadığı sorunları ,karikatürleri ile ifade eden ve gelik'te yaşanan ölümlere vurgu yapan karikatürü sonunda , histeri krizine tutulmuşçasına mete arif'e saldırmış ve onu , gelik halkı karşısında hedef göstermişlerdir...

içinde işçinin yer aldığı her faaliyet karşısında çılgına dönerek , bu tip histeri krizlerini örgütleyenler , hedeflerine ulaşamayacaklardır .gelik halkı , işçiler ve sanatçılar buna izin vermeyeceklerdir.

ama ne olursa olsun yırtık ayakkabılardan kurtulamayacaklar . dahası , yırtık ayakkabı diye bir şeyin olmayacağı , şiirlerden kimsenin korkmayacağı ve tiyatro perdelerinin bir daha tutuklanmayacağı bir dünya mümkün . şiirler ve karükatürlerle birlikte , dünyanın bütün işçileri birleşin !


''crispos japon balığı''

Hiç yorum yok:

yasal uyarı

sitemizden indirmiş olduğunuz dosyalar her sanatçının kendi isimleriyle tescil edilmiş eserlerinin cd ve kaset kopyalarıdır... bu dosyalar size tanıtım amaçlı sunulmaktadır . müzik dosyalarını bilgisayarınızda 24 saatten fazla tutmanız t.c. yasalarına göre suç sayılmaktadır. bu tür bir yasal işlemde www.sisedekibaliklar.blogspot.com ve sitemizde reklamı ya da banner'ı bulunan diğer siteler bu duyurunun yayınlanmasını takiben sorumluluk kabul etmeyecektir.

iletişim

paylaşmak istediğiniz konular ve yazılar için mail adresimiz...

sisedekibaliklar@windowslive.com