2 Haziran 2009 Salı

mutlu aile tablosu...

o kadar hızlı kirlendik ki , masumiyet çocukluk fotoğraflarında kaldı...

şimdi o eski fotoğraf albümlerini açıp baktığımda gözlerim yaşarıyor . eski bir fotoğraftaki küçük kızın gülen gözlerine takılıp kalıyorum. saçlarını okşayıp , kocaman gülen yüzüne bir öpücük konduruyorum . sonra gözlerim başka bir fotoğrafa takılıyor . mutlu , güzel bir aile fotoğrafı . herkes o kadar mutlu bakıyorki objektife...

albümün sayfaları ilerledikçe aradan yıllar geçiyor ve aile fertleri farklı fotoğraf karelerine dağılmaya başlıyor . yeni karelere yeni insanlar ekleniyor . fertler objektiften ve bir arada bulunmaktan kaçmaya başlıyor , kimi yüzünü çeviyor ; kimi de karanlığın arkasına saklanıyor .
oysa eskiden herkes ne kadar da aydınlıktı ...

ve sayfalar ilerledikçe şehirler değişiyor , evler değişiyor , kareler azalmaya başlıyor . sonra bir ciddiyet dökülüyor yüzlere .
''anne'' , albüme fotoğraf yerleştirme işinden istifa ediyor ve kimse görevi üstlenmiyor . fotoğraflar poşetler içinde birikiyor , tozlanıyor . sonra dijital fotoğraf makineleri , aile içinde çoğalmaya başlıyor ve anılar sanatlaşıyor . hatıralar bireyselleşiyor ve bilgisayarlardaki ''belgelerim'' klasöründe saklanıyor . albümde ve poşetin içinde beklemekten solan fotoğraflar küsüyor , anılar değersizleşiyor...

şimdi düşünüyorum da çocukken hepimiz bu kadar mutlu muyduk ? gerçekten mutlu aile olmayı bir dönem başarabilmiş miydik ? yoksa o zamanlar buna inanması daha mı kolaydı ? o zamanlar beyazın kirlenmesi daha mı zordu ?

sistem ''masumiyeti'' çocukluk fotoğraflarında bıraktı ama umarım yeni neslin ''çocukluğunu'' onlardan almaz !..


''zindan delen''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...