8 Haziran 2009 Pazartesi

düşler ve mesafeler...

bir hayat özlerler . daha önce yaşamamış oldukları bir hayat . ama tutkuyla , ama hırsa , öfkeyle isterler . düşlerinde gördükleri bir hayat . düşlerinde görürler ama bırakmazlar orada . koca bir dünyayı sığdırırlar oraya . isterler ve beklerler. cevap vermez kimi zaman hayat onlara .

mesafeler vardı doğduğum köyle yaşadığım kent arasında . farkında mıydım peki bu mesafelerin ? hayır...mesafeler...neydi ki o ? beni oralara ulaşamaz kılan bu muydu sadece ?bihaberdim oysa bu kavramdan .dahası biraz özlem bile yoktu oralara içimden gelen . çünkü uzaktı ve bilmediğim mesafeler ürkütüyordu beni .oradaydı herkes o zamanlar . onlardan önce terkedip gelmiştik . görebilmiştim henüz hüküm sürerken daha oralarda...net olmasa da toprak damlı evler , incir ağaçları ve oyun düşkünü çocuklar var bulanık hafızamda .daha fazlası olmalıydı oysa yok.

ne olmuştu peki ? gidin denmişti onlara , terke mecbur edilmişlerdi. ve başlıyordu bitmeyen bir yolculuk . nereye gideceklerini bilmeden , nasıl yaşayacaklarını bilmeden . belirsizliğe giden bir yolculuk başlamıştı. artık her gün köyden istanbul'a gelen birkaç akrabamızı ziyaret eder olmuştuk .ne kadar da çoktular .hiçbir şey vaadedilmemişti ki buradaydılar .yoktu bir şey. ellerinden alınacak hayatları vardı , o yüzden buradaydılar .

bir anda mesafeler kısalmıştı gözümde ya da onlar aldatıyordu beni kısaldığına dair . boştu oralar ve sahipsizdi artık . sahipsiz olmayan yerler de vardı tabi .hevaller vardı orada .sahip çıkıyorlardı kendilerince . ne de olsa onların uğruna terketmemişler miydi topraklarını ? denizi kurutarak yalnızlaştırılmaları istenmişti . becerememişlerdi...

bomba sesleri yankılanıyordu dağlarında ve savaş sürüyordu tüm acımasızlığıyla . gidenler kurtuldu denebilir ! ya kalanlar ? güneşin doğduğu yer derler topraklarına , peki bırakıp gelemeyenler , güneşin battığı yere ?

bilemeyiz belki , savaşın ateşini hissetmeden onların acılarını. ancak , anlayabiliriz öfkelerini , nefretlerini . o çocuklar yalınayak tank taşlayan ; kurşun sağanağı altındaki o çocuklar . yaşadıkları yarınsızlığı , çaresizliklerinin öfkesiyle dışa vuran o çocuklar . görüp görebilecekleri en kirli savaşın çocukları . ve tam bir cehennemin ortasındalar . biz görmesek de biliyoruz ki orada yanan yanana...

umutları düşleri vardır kimilerinin . ve beklerler gerçekleşmeesini . ama zaman yoksul değildir tüm acımasızlığa rağmen . beklerler ve yaşarlar görülmemiş bir çabayla .

...
siyahın küle döner
küllerin havaya savrulur
yağmurlarla düşer yere
ıslatır merdivenlerini
derelerin kararır
akar akar
zonguldak...
üç katlı şehrim
duymak için susuyorum
fısılda !


''lipsoz''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...