25 Haziran 2009 Perşembe

bir kartpostal hayaleti...

görmek istediğim tek yer voli mahalleleriydi , dalyanlardı
yüzlerce kayıkçının halatlarıyla yaklaştığı bir yer
bir anı kadar uzak
oysa yakın gibi görünen bir şehire de benzerdi
çarşının ortasında ''çamışgel'' diye bağıran esmer insanların
suratlarıyla bütün ağaçlar
bir ekmek alıver de gel diyen anneme benzerdi .
birden o tanıdık yağmurlar
sırtını dönüverdi bana .
limandan soğuk bir dalga , küfür gibi yüzüme çarptı
martılar beni sorguya çektiler
söyledim onlara
''akşam çıkan rüzgarla dağılacağını bile bile
yaptın kumdan kaleleri''

güldüler...
beni serbest bıraktıklarında , ellerim kadardı ay
ve şehrin tam tepesinden aşağıya doğru indikçe
yoksul semtlerinin üzerini örten sis .
düşündüm de edep yerleri miydi şehrin fakir mahalleleri .
üşüten bir rüzgarla deniz çekildi
uyanıverdi kapı önü kedileri
silik suluboya resimleri gibiydi gece
yeni bir sabaha dek yorgunluğumu sakladım köşe yastığımda .


''lepistes''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...