16 Mayıs 2009 Cumartesi

mina...

kış bitiyordu. gerçi hiç belli olmazdı. belki bizi kandırıyordu. belki yarın her yer bembeyaz olacaktı. soba evimizi ısıtmayacaktı. ve o yine bir tarafını kedinin kemirdiği battaniyesine sarılacak, sobanın yanında uyuya kalacaktı. pencerenin önünde öylece duruyordu. kim bilir belki o da bunları düşünüyordu. belki de başka yarınlar vardı aklında. ona bakarken geçmişin bir vesikalığını taşıyordu yüzünün bir yerinde. ben onu görüyordum.
pencerenin önünden çekilmeye karar verdi. pencerenin az ilerisinde küçük bir masamız vardı dört kişilik ,ancak misafirimiz pek olmazdı. bazen ahmet gelirdi sevgilisiyle. çok nadir yemek yeriz o masada. genelde ekmek arası bir şeyler yapar, herkes kendi koltuğuna geçer yemeğini yerdi.
şu anda masanın önünde duruyor. sıkılmış olmalı. eğer sıkıldıysa gerçekten birazdan bir şeyler yemek için mutfağa ulaşır.işte sıkıldığı belli, çekmecelerle uğraşıyor şimdi de. işte aklına da geldi yemek. mutfağa gidiyor. odamızın kapısına yanaştı. bana bakacaktı herhalde. beni uyuyor zannediyor. eliyle biraz peynir kopardı sedirde duran tabaktan. aradığını bulamamış gibi yine sıkıldı.

kış bitiyordu. ikimizin de dikişleri vardı eskilerden kalan. benim de sorunlarım vardı. kendi içimde boğuluyordum hatta. sonra onu tanıdım. ben onunla unuttum yaşadıklarımı onun da unutmasını istiyordum. oysa onun, acılarından mutlu olur gibi bir hali vardı.
doğum günüydü bugün onun. daha iyisini hak ediyordu. hayatındaki tek arzusu tüm ailesini bir defa daha bir arada görmekti. en son ,yıllar önce annesini ve babasını türlü yalanlarla kandırmış ; kardeşini de ayartmıştı .hep birlikte onu yolcu etmişlerdi. hayatının tek zaferiydi bu. arabaya bindiğinde dakikalarca kimseye belli etmeden ağlamış. ama çok mutlu olmuş tabii. bu anı bir kere daha yaşamak onun artık tek hedefi haline gelmişti. bir çok defa uğraşmış ancak anne ve babası birbirlerinden nefret ettikleri için bir daha asla onları beraber görememişti. bir yazısına rastlamıştım bir yere not almış. tesadüfen ilişti gözüme. annem doğu, babam batı ve bir arada göremedim bu iki ismi bir daha. biliyordum, tek istediği o sahneyi bir defa daha yaşamaktı. başka hiçbir şey için emek verdiğini görmedim onun. duvara dayadığı başı düşüyordu. uyukluyordu şimdi. buna ihtiyacı vardı. biliyordum yine de gitmemi engelleyen bir şeyler vardı.
bugün doğum günüydü. aslında annesini, babasını, kardeşini çağırsam. korkuyordum tek hayali gerçek olursa hayattan iyice uzaklaşır diye. umut gerçekten işkenceyi uzatıyordu. acı çekiyordu. sonra bunu seviyordu.
sırtını, dayadığı duvardan çekti. yere uzandı. kedi oturduğu koltuktan mırıldanarak kalktı yanına gitti öylece uyudular hiç ellemedim.
kış bitiyordu...


(bu yazıyı bir sona bağlamak gelmedi içimden o kızı zamana bıraktım, büyüyecek ve değişecek, sınırlamak istemedim)

''lepistes''

Hiç yorum yok:

bağışla...

ya zamanından çok erken gelirim dünyaya geldiğim gibi ya zamanından çok geç seni bu yaşta sevdiğim gibi mutluluğa hep geç kalırım...